22 Mayıs 2018 Salı - 05:01:12

SON DAKİKA

ET KAFALI OLMAK

ENİS ÇANLI

25 Mart 2018 Pazar | 427 Okunma


70’li yılların başı.

Babam ve annemin dayısı, çiftçiliğin yanında “büyükbaş besi hayvancılığı” yapmak istediler. Kars’tan erkek düveler alıp, vagonlarla getirdiler.

Halen bir kiracının “süt inekçiliği” yaptığı o binalar duruyor. Cephesi, 600 dekar olan köy merasına açılıyor. O yıllarda besi işi yaparken fenni yemde yoktu.

Daha ikinci yılda, bakıcı kaçtı. Üniversitede okurken, hafta sonları hayvan gübrelerini kürekle toplayıp, el arabası ile gübreliğe taşır hale geldim. İkinci parti mal yaparken hayvanlara bulaşan “şap hastalığı”, bizim hayvancılık maceramızın da sonu oldu.

Kader peşimi bırakmadı. Tam 5 yıl sonra mezuniyet, askerlik, işe girme derken kendimi yağ ve yem sanayinin içinde, şef, yardımcı md., çok genç denecek yaşta da kendimi müdür pozisyonunda buldum. Çiftçi çocuğu olmanın, işletme-pazarlama okumanın ivmesi ile gıda-tarım-hayvancılık sektöründe adeta uzman oldum çıktım. Sınava girdim, o zaman ki statüye göre “fenni yem imalat sorumlu müdür belgesi” aldım. Hala ülkede meslekten olmayan, bu belgeye sahip( günümüzde sadece ziraat ve gıda müh. ile veteriner hekimlerine veriliyor) yaşayan tek kişi ben kaldım.

Maksadım kendimi anlatmak değil! Bildiğim konularda yazıyor olduğumu bilmeniz. Derdim, bu ülkede gıda-tarım ve hayvancılık adına işlerin neden ters gittiğini, neyi yapıp, neyi yapamadığımızı kabaca anlatmak.

   İKTİDARDA METAL KADAR, MENTAL YORGUNLUKTA VAR

Yaza, yaza bıktım. İslam enstitüsü mezunundan, tıp doktorundan tarım bakanları atanıyor. Tarım komisyonlarında stratejik kararlarla alakalı konularda avukat m.vekili üyeler karar veriyor. Allah için bir kere çıkın da, “ben bu işten anlamam, bu görevden affımı istiyorum” deyin mübarekler!

Sakın olaya siyasi bakmayalım! İktidar bu konuda ne kadar beceriksizse, muhalefette ondan beş beter! Hele TZOB, tam bir felaket ve de garabet halde.

           RESMEN BÜROKRASİMİZ ÇÖKTÜ

Bakın üç seneyi geçti, et sorunu çözülemedi. Neden?

Ya diğer ürünler? Hububat, bakliyat, kurutulmuş meyveler? Fiyatlar uçtu, gitti, çiftçinin cebine giren para yine aynı.

Tarlada rezil, pazarda uçuk sebze-meyve fiyatları, kazıklanan halk! Neden çözülemiyor?

Tarım politikaları ve bürokratik sistemi resmen çöktü. Üretici oldu bir aptal, bir şaşkın! Tek memnun, tarım sanayi sektörü.

Sözüm ona devlet her türlü desteği veriyor. Hiçbirisi üreticiye yansımıyor. İnternetten edinilen enternasyonal bilgilerle donanan çiftçi-hayvan üreticisi teknolojiye döndü. Üretim potansiyeli arttığı halde, neden ithal ikame ürün tüketimi arttı? Halbuki üretiyoruz. Neden borçlu çiftçi sayısında artış var?

             DEVLET CİDDİYETİ VE SORUMLULUĞU

Başımdan geçen enteresan bir olayı aktarayım.

Rus sebze-meyve ambargosu başladığının ertesi yılı(2016), Rusya’nın “FEDERAL BİTKİ KORUMA VE KARANTİNA SERVİSİ (ROSSELHOSNADZOR) BAŞKANI SERGEY DANKVERT’e ulaştım. Daha doğrusu çok iyi Rusça bilen yeğenim vasıtasıyla yazdığım mail kendisine bir şekilde ulaştırılmış.

Son iki yıldan beri de başkan Putin’in gıda-tarım başdanışmanı. Dünyadaki gıda ve tarım konuları ile alakalı müthiş bilgili, Rusya’ya ne girecekse tek başına bu şahsın onayına tabi. Bu şahıs kim, ben kim? Zurnayı bırak, kurna deliği bile değilim!

Kendisi ile Türkçe bilen tercümanı aracılığı ile internetten yüz yüze görüştüm. Adam beni uzun, uzun dinledi, sayısız sorular sordu. İnanın çok heyecanlandım. Mutlu da oldum.

Bizim “Reis’in” tarım danışmanı ile bırakın görüşmeyi, var mı, varsa da adını bile bilmiyorum. Müracaat ettim. Bakanlığa yönlendirdiler. Hele bizim Şemsi başkana(TZOB) dehşet derecesinde kızıyorum. İçi boş, neyse yazmayayım, bana yakışmaz!

G.Antep AKP milletvekili Şamil Tayyar cumhurbaşkanına, yani kendi partisinin genel başkanına basın aracılığı ile anca ulaşabiliyorsa, benim danışmanına ulaşamıyor olmam, son derece normal!

Hani ilgililerine “et kafalılar” desem, et pahalı, zor bulunuyor, kendilerini bir halt zannedecekler.

Sayfalar dolusu bilgiler, raporlar yazabilirim. Hiç susmadan saatlerce anlatabilirim. Üstelik boş konuşmadan, hepsi de çare üzerine.

                    ÇARELER TÜKENMEZ

Önce ana hatlarından başlayalım ki, bilen bilmeyen araştırırken rahatça sonuca ulaşsın.

Türkiye, son 25 yıldır sadece kendi nüfusunu beslemiyor. Tamamı gıda ticareti amaçlı bize dahil olan ülkeleri sayayım: Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan (Gürcistan üzerinden), Moldova, Ukrayna, Rusya’ya giden ambalajlı gıdalar çok.

En önemlisi, körfez savaşında altüst edilen Irak ve son 5 yılda dümdüz edilen Suriye.

Artık 81 milyon değil, 22 milyonluk Suriye’nin yarısına yakını bizden alıyor, besleniyor.

20 yıldan beri de Irak’ı düşünün. Onunda en az 10 milyonuna petrol karşılığı biz yiyecek satıyoruz.

Kısacası, kaba bir hesapla bu ülke tam 130 milyon insana bir şekilde gıda satıyor. Ürettiği elbette yetmez.

Mesela eskiden İran’dan, Irak’tan, Suriye’den sınırdan kaçak, Romanya ve Bulgaristan’dan resmi, binlerce büyük-küçükbaş hayvan gelirdi, şimdi oldu tam tersi. Tersinde ise sadece küçükbaş hayvan gidiyor. Çevremizdeki ülkelerle beraber, güney Ege, göller yöresi, Toroslar, özellikle orta Anadolu ve doğu vilayetlerimizin halkı genellikle koyun-keçi eti yer. Arap ülkeleri de öyle.

               BU DEVLETİN SAHİBİ YOK

Çok açıkça söyleyelim. Bir Allah’ın kulu da çıkıp bunları dile getirmiyor.

Neden?

İster inanın, isterseniz inanmayın, ellerinde doğru bilgi var, ilgi yok. Bilenler de siyasileri uyarmıyor.

Bizde hayvancılık yapılan araziler hızla azaldı. Otlak yok, yeterli mera yok, tarımsal üretim yaptığımız alanlar zaten yeterli değil, nüfusa göre az.

Macaristan’dan, Sırbistan’dan et getirsen ne olur? Yet-mi-yor!

“Saman bile ithal ediyoruz” diyenler ahmaktır! Sen saman ithal et! Hem de tükettiğinin tamamını. Kilosu 50 krş. Onun yerine elektronik ihraç et, onun kilosu 10 bin dolar, ahmak oğlu ahmak! Buğday ithal et kilosu bir lira, bisküvi ihraç et, onun kilosu 25 lira.

Bu ülke bir Macaristan, Arjantin, Avustralya, Brezilya, ABD, Kanada değil! Sığır besiciliği için meraya değil, sayısız ova büyüklüğünde otlaklara ihtiyaç var. Ülkemizde böyle yerler ne kadar var? Nerede var? Daha doğrusu var mı?

“Eskiden yetiyordu ya” diyenlere söyleyin. Yukarıda yazdım. Etrafımızdaki ülkelerden artık kaçak hayvan gelmiyor. Kahrolası PKK terörü yüzünden insanımız Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bitlis, Muş, Van, Diyarbakır’da da besicilikten vazgeçtiler, şehirlere göçtü gençler. Terör bitse bile hiçbirisi artık geri dönmeyecek. Dönüp yapsalar bile yetmiyor artık. Eskiden kedilere atılan ciğerin fiyatı bile et fiyatını geçti.

İnsanlar yıllarca doktorların yanlış yönlendirmesi ile koyun-kuzu eti “vücuda zararlı” denilerek sığır etine yöneltildiler. Tıpkı “tereyağı yerine margarin, zeytinyağı yerine ise rafine ayçiçeği yağı yiyin, sağlıklı” dedikleri gibi. Şimdi de yeni nesil kokuyor, yağlı diye koyun-keçi eti yemiyor.

Bu ülke engebeli araziye sahip. Dağları ovalarından daha çok alan kaplıyor. Koyun-keçi tarzı besiciliğe daha yatkın. Mevcut küçükbaş hayvan varlığımızın en az 5 katı fazlası koyun-keçiyi rahatlıkla besler,bakar, büyütür. Bakımı kolay. Üstelik doğal ve de sağlıklı.

Anladınız mı nasıl yanlış yoldayız? Çare diye ithal et getir, canlı damızlık hayvanlara milyar dolarlar öde. Sonuç alamazsın. Doktor bakan da ne diyeceğini bilemediğinden herkese lafla 300 koyun(?) dağıtır, geçer.

                 ÇARESİ VAR MI? ELBETTE VAR!

Adı üstünde “küçükbaş hayvan”. Ülkenin bütün dağ köylerinde, bakmak isteyen küçük besicilere dağıt etlik koyun-keçiyi. Beslesin, yavrulatsın satsın. Her bir küçük çiftçi çok rahat 100 tane koyun veya keçiye bakar. 4 tane süt-besi ineği ver, batar!

Adı üstünde “büyükbaş hayvan”. Bırak büyük sermaye sahipleri, isteyen, istediği kadar buzağı, düve ithal etsin. Kapalı alanlarda beslesin, satsın.

Sadece koyun etine destek ver! Sığır etinin yarı parasına satılmasını temin et. Sucuğun, sosisin, salamın koyun etinden yapılmasını destekle, teşvik et! İçine konulan baharatından dolayı et kokusu olmaz. Zaman içinde sağlıklı olduğu için herkes alışabilir.

Eskiden yılda 3-5 sefer tavuk eti yenirdi. Şimdi ise neredeyse her gün yeniyor? Neden mi? Önce ucuz, sonrada çeşidi bol, sağlıklı.

Ne demiş atalarımız:

“Tembele yumurta vermişler, neden soymadınız demiş”

Sevgili dostlar, öyle beyinlerimiz var ki, inanın onlardan çorba bile yapılmaz.

ENİS ÇANLI

25 Mart 2018 Pazar | 427 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

MAZLUM NURLU LİSTE DIŞI
SIYASET
CHP'nin şu anki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin CHP Genel Başkan adaylığı döneminde en büyük destekçisi olan Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu listeye giremedi
21.5.2018

30

LİSTE KIYIMINDAN BİÇER DE NASİBİNİ ALDI
SIYASET
Özellikle asker zehirlenmelerindeki aktifliğiyle Türkiye'nin gündemine oturan CHP'li Tur Yıldız Biçer, listeye giremedi
21.5.2018

192

CHP'Lİ KADINLARDAN LİSTE TEPKİSİ
SIYASET
CHP'de liste kavgaları erken başladı. Partili kadınlar ilk 3'te kadın adayın olmamasına tepki gösterdi
21.5.2018

40

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks