23 Şubat 2018 Cuma - 05:28:01

SON DAKİKA

KAOS … ALGI … DİPLOMASİ

ENİS ÇANLI

14 Şubat 2018 Çarşamba | 205 Okunma


1945’li yıllar..

Dünyanın üçte ikisi savaştan yeni çıkmış, 65 milyon insan ölmüş, global dünya geliri yüzde 70 azalmış. Şehirler yanmış, yıkılmış. Fabrikalar yok olmuş. İnsanlar aç, perişan, işsiz. Savaşı acımasızca yaşayan ülkelerde, bir erkeğe 10 kadının düştüğü, çocukların az olduğu, sosyolojik ve psikolojik travmalara maruz kalan yığınlar.

İKİ KUTUPLU DÜNYA  
  1. Dünya savaşı sona ermesine erdi de, ülkelerin ayakta kalan sadece “savaş sanayileri” oldu. Bu sektörde gece-gündüz çalışan insanlar, barışın gelmesi ile bir anda işsiz kaldılar. Savaş makinelerini elden çıkarmak için, her iki taraf, karşıt cephe yaratmak üzere “Yalta” da kontrol edebilecekleri ülkeleri paylaştılar. Türkiye, ABD ve İNGİLTERE’nin payına düştü.


Sivil jargonda adına “soğuk savaş”, askeri alanda “Varşova-Nato paktları” denilen militarist yapılar, siyaset ve ekonomi alanında ise, “sosyalizm-komünizm” ile “kapitalizm” karşıtlığı, savaştan yeni çıkmış, yorgun veya küçük devletlerin önüne “korku aracı” olarak atıldı. Biz de bu tuzağa düşürülen sayısız devletlerden birisi olduk. Tam 70 yıl olmuş bu “dolmayı yutalı”.                              

                       KAOS GELİYORUM DEMEZ!

Dünyanın kağıt paradan sonra en büyük “şeytan icatlarından” birisi olan KAOS TEORİSİ ve uygulamaları böyle girdi hayatımıza.

Edward Lorenz adında ABD’li matematikçi ve meteorolog, Çin ve Yunan felsefelerinden esinlenerek, matematik ve fizik hesaplamalarından da yararlanarak, “tüme varım-tümden gelim” mantık dizisinin oluşturduğu bir teoremdir kaos. Kısacası “ABD’de bir kelebek kanat çırparsa, Türkiye’de bir depreme sebep olabilir” olasılığı veya mantığı, günümüze kadar gücünü koruyarak gelmiştir. “Kelebek etkisi” böyle doğmuştur.

          KAOS DEDİĞİN KARABASAN BÖYLE OLUR!

Hayali düşmanlar, sınır savaşları, tüm sınır komşuları ile didişmeler, kitlesel kalkışmalar, askeri darbeler, ekonomik kriz yaratmalar, uygulamalar, karşıt rejim görüşlerin sürtüşmeleri, sosyal katman ayrışmaları, kendi içinden, kendi insanlarını, kendine düşman etme senaryoları, mezhepsel ve ırkçı isyanlar, kavgalar, cinayetler, suikastlar, eğitime, gelişmeye ve kalkınmaya harcanması gereken paraların silah alımına harcanması, binlerce cana mal olan sosyal olayların, yok edilen geleceklerin, hepsinin adları farklı da olsa, şifre anahtarı “kaos teorisi” dir.
  1. Dünya savaşı sonrası elde kalan, tapon ve demode tüm silahlar, yardım-hibe adı altında, bizim gibi avanakların yönettiği ülkelere sokuşturuldu.
  2. yüzyıl tipi mikro düzeyde haçlı savaşlarının yapılması(Bosna, Afganistan, Arakan), İslamifobia ve arkasından gelen “İslam, radikal İslam’a karşı” tezi hayat bulunca, ezan sesinin duyulduğu her yerde öfke, kan, ölüm, nefret, silah, savaş, yıkım, adı “barış” olan dine olan bakışı zedeledi.


MİLENYUM-BİLİŞİM

Yıl 2000…Milenyum..

Bilişim teknolojisinin hızla başımıza çöktüğü yıllar. Ama ne çöküş. Tüm insanlık adeta “apatik elekrosalak” kimliğine büründü.

Boş, boş bakan gözler, robotsal tepkiler, duyarsız empati, kişisel içedönüklük. “Psikosomatik refleks kaybı” yaşayan, “sürü”ye dönüşen topluluklar.

İnsanlığın yakın gelecekte gideceği yer ve konum ise belli oldu.                                                                 

“Yapay zeka yönetimi altında, pek çok işin robotlar tarafından yapılacağı kontrollü yaşam”.

                                      ALGI YÖNETİMİ

“Gelecek yaşamlarımızı kontrol edecek metot, sosyal medya”dır!                                             90’lı yılların ikinci yarısından sonra Hollywood icadı “ALGI YARATMA” kavramı da, beyin arası kıvrımlarımızın içine iyice dolmaya başladı.

İnsanlara herhangi bir şeyi aldırma, yedirme, içirme, giydirme, kavga veya savaş ettirme, barışı sağlama, yüzlerce, binlerce ölen insana dudak bükerken, bir tane ayı veya fok yavrusu yaşasın, öldürülmesin diye dua eden, protesto yürüyüşleri düzenleyen sistemin adıdır, “algı operasyonları”.

Tıpkı üç ağacı kesilmesini önleme bahanesi ile, kitleleri sosyal patlamalara yönelten “gezi eylemi”, “15 temmuz kalkışması” gibi.

SANAL DİPLOMASİ

Yüzyıllarca kapalı kapılar arkasında konuşulan, gücü gücüne yetene atıp, tuttuğu uluslararası ilişkiler, yani diplomasi, günümüz iletişim teknolojisinin hızına hazırlıksız yakalandı. Artık her görüşme kapının arkasında kalmıyor, halklarında bir şekilde haberi oluyor.

Uygar batının maskesi resmen düştü.                                                                        

Demokrasi, özgürlük, insan hakları, bireysel haklar, sosyal adalet konusunda sadece “kendilerine Hristiyan” olduklarına tüm dünya şahit olmakta. Maalesef ülkemizin bir kısım entelektüelleri hala, ısrarla ve de anlamsızca batının bu olumsuz ve ikiyüzlü davranışlarının peşine takıldı, gidiyor.

       UYGARLIK VE BATI BU İSE, ALMAYALIM KARDEŞİM!

Mültecilere hayvan muamelesi yapan, topraklarına kabul etmeyen batı, bizlere göçmen sorunu dersleri vermesi, son derece ilkel, “yavuz hırsız” taktiğidir. Vatandaşımız artık, “batı ne der” kompleksinden kurtulmaktadır.

Bir kedisine bile kıyamayan AB ülkeleri ve ABD’nin, özellikle orta doğuda, Müslüman coğrafyasında ve Afrika’da ölen, katledilen her yaştan milyonlarca insana duyarsız kalmasının adı “hümanizm” olabilir mi?

Batıda iletişim kanallarının ve sosyal medyanın algı oluşturma da yaygın kullanımı, koskoca AB ülkeleri ve ABD başkanı, bakanları, ordusu ve tüm bunların sözcülerinin, dünyanın gözlerinin içine baka, baka “diplomatik yalan” söylüyor olmaları inanılır gibi değil!

Son zamanlarda bunu en yakından hisseden ülke ve insanı Türkiye’dir.

“KENDİMİZİ ANLATAMADIK”, MARTAVALI

Bizi dinlemeyene, anlamak istemeyene, derdimizi neden anlatacağız ki kardeşim?

Milyonlarca insanın “özgürlük getiriyoruz” diye hayatını ve geleceğini yok eden sözüm ona “uygar batının”, bize vereceği ne öğüdüne, ne de dersine ihtiyacımı yok! Hele onların bu ülkedeki maşalarının bildirilerine ise, hiç yok!

Bu ülkede bundan sonra çok ciddi travma yaratacak bir olay mı oldu? Önce sakin olacağız. Sonra da şunları düşünmeye başlayacağız:                                                                                                     

 “Bu işi kim yaptı veya kim, neyi, neden söyledi? Bu tür eylem veya söylem, ya da konuşmalardan kim veya kimlerin çıkarı var”?

Eğer bu sorulara yanıt aramak yerine olan bitene hemen tepki ve eylem koymaya kalkışırsak, “algı tuzağına” düşmüşüz demektir.          

Geçen günkü yazımda, “devlet adamımız yok” diye yazmıştım.

   ANLAŞILIYOR Kİ, ÜLKE DE YÜKSEK SİYASET YAPTIĞINI ZANNEDEN TAŞRALI BAZI VEKİLLERİMİZİN, GALİBA BEKA DEĞİL, DİPLOMATİK ZEKA SORUNU VAR!

 

ENİS ÇANLI

14 Şubat 2018 Çarşamba | 205 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

MHP'NİN TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ BÜYÜK!
SIYASET
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı Erkan Öztürk ve yönetimini ziyaret eden Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer, MHP'nin Türk siyaseti için çok kıymetli bir parti olduğuna vurgu yaptı
22.2.2018

35

CHP'Lİ BİÇER'DEN KADIN VE ENGELLİ KOTASI
SIYASET
Ankara Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde, 9-10 Martta basına kapalı yapılacak 2 günlük Tüzük Kurultayı için hazırlıklar başladı.
22.2.2018

29

‘AÇIK KAPI BİRİMİ' MANİSALILARIN HİZMETİNDE
SIYASET
Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer, İçişleri Bakanlığı'nca hazırlanan 'Açık Kapı Projesi' kapsamında 15 Şubat 2018 tarihinde Manisa Valiliği giriş katında hayata geçirilen Açık Kapı Birimini ziyaret etti.
22.2.2018

31

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks