23 Temmuz 2018 Pazartesi - 04:57:15

SON DAKİKA

ÖMÜR DEDİĞİN

ENİS ÇANLI

22 Şubat 2018 Perşembe | 466 Okunma


Çanakkale’yi, 1.Dünya savaşını ve acılarını yüreğinde taşımış, yokluğu, yoksulluğu görmüş, yaşamış, ailesinden şehitler vermiş neslin torunları olarak, gözlerimizi dünyaya açtık.                                                                                                                          

Çektikleri acıları, yaşanan sefaleti anneannemizin, dedemizin bizzat ağızlarından dinleyerek büyüdük. Her evde bir dram vardı. Göçe zorlanan, doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalan dini aynı, dili veya ırkı farklı insanlar bir araya geldi, yıllarca bir arada yaşadılar.

***

O neslin de, çocukları olan anne ve babalarımızın, bizi eğiten öğretmenlerimizin çile dolu hayatlarını, 2. Dünya savaşının zorunlu kıtlığını nasıl yaşadıklarını, ekmek, şeker kuyruklarında geçen sıkıntılı günlerini ve anılarını onlar anlattı, bizler dinledik, hafızalarımıza kazındı.                                               

ÇİLELİ NESLİN ÇOCUKLARIYIZ

Hepimizin anne ve babaları, kendi yaşadıkları sıkıntılı ve zor yılları, bizlere yaşatmamak adına çok çalıştılar, çaba sarf ettiler.                                         Okumamız için yapılan fedakarlıkları nasıl unuturuz?

***

Okul ve giyim masraflarımızı kısmamak uğruna, yıllarca aynı manto ve takım elbise ile gezen büyüklerimize karşı oluşan, içimizdeki sevgi ve saygıyı hangi duygular ile açıklayabiliriz?

***

Hayata saygı ve ciddiyetle bakmayı düstur edinen o altın neslin evlatları olarak, katı disiplin ve ahlak anlayışı ile büyütülen bizler aynı beceriyi gösteremedik.

MAALESEF BİZLER, TAM OLARAK BECEREMEDİK!

Pek çok akranımız, para denilen, adeta tapılan kağıt parçasına, çok çabuk ve soru işaretleri ile dolu şekilde sahip olunca, “yozlaşma” denilen illet, “bende niye yok” zihniyeti, sonunda ister istemez herkese de, az çok bulaştı.

İstemesek de, hayatlarımızda bazen hatalar yaptık.

***

Çocuk yetiştirmeye gelince..

Annelerimiz, babalarımız gibi aşırı sert ve disiplinli ebeveynler yerine, sinirimizi içimize gömerek, sözüm ona “özgür, serbest yetiştirelim, onlarla arkadaş olalım” derken ortaya çıkan yeni nesil, yani “evlatlarımız figürü”, hiçte istediğimiz gibi olmadı.                                         

Çocuklarımız “eğitimli ve donanımlı”. Lakin bir şeyler eksik. Biraz daha benciller. Şahsi menfaatleri önemli, özveri kavramları ise zayıf. Akraba ilişkileri ise, hepten kötü. 

YENİ NESİL

Beden ve kafa gücünün yerini, beyin-el becerisi aldı. Klavye ve ekran marifeti ile iş yapma devri başlayınca, düzgün işleri olmasına rağmen kendi çocuklarımıza, “yaa, bunlar da amma tembel çıktılar ha” demeye başladık.

Yeni neslin dünya düzeni, ister beğenelim, sevelim, isterseniz de kızalım, reddedelim, böyle.

İş ve yaşam koşullarının dayattığı sistem de, maalesef bu. Ya, sosyal hayatlar?

***

Saygıda yaş sınırı kalktı.

“Büyüklere saygı, küçüklere sevgi”, sadece kendi ailelerimiz çatısı altında kaldı.                                                                                                                     Sokakta? Modası sona erdi.

“Buyurun, yok rica ederim, siz önden buyurun” kelimesini kullananlar ortadan kayboldu. “Rica ederim, lütfen” lügatten kalktı, yok!                                 

Onun yerine, “sen” var, “ben” var.

Neşet Ertaş, meşhur türküsünde ne diyordu:

“Kendim ettim, kendim buldum”. Bizlerde öyle olduk işte!                        

ÖMRÜMÜZ BÖYLE GEÇTİ

Doğduk.

Yürümeye başladık.

Arkasından da konuşmaya.

Merak dürtüsüyle, dünyayı tanımak adına sorular sormaya başladık. “Sen hele bir büyü de, öğrenirsin” dediler.

***

Büyüdük, okumaya başladık. Sorduk.

“Hele bir okulunu bitir, daha zamanı değil” dediler.                                              

***

Okulları bitirdik, sorduk. “Hele bir adam ol da” dediler.

İş-güç sahibi olduk. “Hele bir evlen, barklan, çoluk, çocuk, sorumluluk sahibi ol da, o zaman öğrenirsin, anlarsın” dediler.

***

Evlendik, çoluk çocuğa karıştık. “Hah! Tamam, şimdi sırası” derken, söyleyen, söylenen babalarımız, analarımız terk-i dünya ettiler.

Kaldık kendi başımıza. Bizde başlayacaktık, benzer teraneleri çocuklarımıza okumaya.                                                                                                                       Şimdi de, ne soran çocuğumuz var, ne de söyleyince dinleyen.

***

Orta yaşlarımız daha da bir tuhaf geçti.

Yatağa yattık. Başladık kendi kendimize telkine: “bak oğlum! Ottan, çöpten işlerle uğraşma! Onu yap, bunu yap, şunu yapma” demeye. Bazen saçmaladık. Sağdan soldan başladılar, “sana yakışıyor mu, yapmasana veya boş durmasana, yapsana” demelere.

***

Geldik orta yaşların sonuna.

Yapmak istediklerini tam yapamamışsın, içinde ukde kalmış. Yapayım istiyorsun, içinden bir ses, “oğlum, yaşın ne, başın ne! Bu yaştan sonra saz çalmayı öğrenirsen, ahrette mi konser vereceksin” diyor.                                                

Başkaları da “hadi kardeşim, boş dünya işlerle uğraşma! Bak imanını kurtarmaya”.                                                                                                                                            

Bu arada, yaşlı büyüklerimiz ahir ömürleri güzel geçirsinler, onları hoş tutalım derken, biz yaşlanmaya başlamışız, haberimiz olmadı.   Sevdiğimiz insanları, akranlarımızı birer, birer kaybetmeye başladık. Kabristanlarda yatan tanıdıklarımızın sayısı, yaşayanlardan daha fazla olmaya başladı.                                                                                        

Beyinlerimiz de iletişim hatlarımız koptu, dağıldık resmen.                                                                                                      

***                                                                                                                                 

Ve en sonunda, şarkıdaki gibi;                                                                                                                                                                                                                    “Bir ömür böyle geçti. Olamadık farkında”.

ENİS ÇANLI

22 Şubat 2018 Perşembe | 466 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

TURGUTLULU GENÇ ÇEŞME'DE BOĞULDU
GÜNDEM
İzmir'in Çeşme ilçesinde dün balık tutmak için tekneyle denize açılan 5 gençten 2'si teknenin alabora olması sonucu boğuldu.
22.7.2018

30

SALİHLİ'DEN TÜRKİYE'YE AÇILAN PROJE
SIYASET
MANİSA Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir-Ankara karayolu üzerinde Salihli ilçe girişi ile Sanayi Sitesini birbirine bağlayan ve ölüm kavşağı denilen noktada çalışmaları başlatılan Köprülü Kavşak Projesi, hızla ilerliyor.
22.7.2018

26

CHP MANİSA ‘OLAĞANÜSTÜ KURULTAY' DEDİ
SIYASET
CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, Manisa'da olağanüstü kurultay için toplanan 18'de 18 imza için açıklamalarda bulundu.
22.7.2018

35

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks