19 Ekim 2018 Cuma - 14:02:30

SON DAKİKA

SEÇMEN TOZUTMAK ÜZERE

ENİS ÇANLI

31 Mayıs 2018 Perşembe | 577 Okunma


Uzun yıllar yerelde aktif siyasetin içinde bulunmuş birisi olarak çok partili demokrasi hayatımıza ait pek çok tarihi anekdotu da okuma fırsatım oldu.

Şu an hafızamda yer eden ve seçmeni en çok zorlayan seçimler 1965, 1977 ve 1999 seçimleridir.

1965’de CHP ile siyasete yeni atılan Adalet, Cumhuriyetçi Köylü Millet, Yeni Türkiye, Millet ve Türkiye İşçi partileri resmen milleti siyasi fikir olarak böldü. Yüzde 52 oyla mutlak çoğunluğu ele geçiren S. Demirel’in Adalet partisine oyu kazandıran, 1960 ihtilalinin mağduru Demokrat partinin mirasına sahip çıkmasıdır. Halk, asılan 3 devlet adamı yüzünden ihtilalcilere ve onların destekçisi CHP’ye olan öfke ve kızgınlığı ile oy atınca AP iktidar oldu.

1977 seçimlerinde ise Adalet, Cumhuriyet Halk, Milli Selamet, Milliyetçi Hareket, Milliyetçi Güven, Demokratik partileri yoğun terör ve hızla ayrışan toplum sendromu altında seçimlere girdiler. Tek başına iktidar olan yoktu. Çirkin pazarlıkların döndüğü, düzmece vekil transferleri ile kurulan CHP hükümeti büyük yara aldı. Ve 1980 darbesine yol açan kısır siyasi çekişmenin fitilini ateşlemiş oldular.

Özellikle 1977 seçimlerinde partilerin günümüzde olduğu müşterek değerlerimiz olan vatan, bayrak, millet, din, Atatürk, ordu gibi ulvi kavramlarımızı siyasi rant uğruna birbirine karşı kullanmaları yüzünden vatandaşın kafası adamakıllı karıştı. Kimin kime, ne için oy attığı belli olmadı.

1977’nin benzeri 1999 seçimlerinde yaşandı. DSP, DYP, ANAP, MHP VE FAZİLET partisi acayip vaatlerle resmen seçmenin beynin oydu. Bu millette 2002 seçimlerinde intikamını aldı ve hepsini siyaseten gömdü.

24 Haziranda yapılacak olan bilhassa C. başkanlığı ile m. Vekilliği seçimleri öncesi vatandaşın kafasının algı yöntemi ile yine benzer şekilde karıştırıldığını gözlemlemekteyim.

Yeni yüzler olduğu için c. başkanı adayı olan CHP’li Muharrem İnce, İYİ parti adayı Meral Akşener, Saadet parti adayı “rektifiye edilmiş” Temel Karamollaoğlu seçmenin ilgisini çekmeye başlamıştı. Başlamıştı diyorum, lakin işin rengi değişmeye başladı.

                    FABRİKA AYARLARI

Her şeyi hızlı tüketen toplum olduğumuz kesin. Seçim sath-ı mahalline gireli daha 20 gün olmasına rağmen Meral hanım ve Temel bey fırtınası meltem rüzgarına döndü bile. Korkarım seçim gününe kadar rüzgar temelli dinecek.

Ortada kala, kala Muharrem bey kaldı. Sayın İnce CHP rüzgarı ve hitabeti ile %25 oy oranını %30’lara çıkarma telaşında. O da konuşmalarında ilk turda seçilecekmiş gibi “kendi kendine gaz” verme telaşında. Muharrem beyin derdi seçimi kazanmak falan değil! Yeter ki oy oranı CHP’den fazla çıksın. Tüm hesapları bunun üzerine.

Bir tarafta 16 yılda hem yüzü, hem de partisi yıpranmış, yorgun R.T.Erdoğan ve AKP’si, diğer tarafta ise ülkenin sayısız sorununu vatandaşa “rüşvet teklifi” ile çözeceğini zanneden muhalefet, “millet ittifakı”.

Seçmenin arasına karışınca görüyorsunuz ki bugün “oyum Muharrem İnce’ye” diyenin, ertesi gün “kadına atcam” dediğine şahit oluyoruz.

Eski deneyimleri de göz önüne alacak olursak, vatandaşın zarfı, pusulayı, mührü eline alıp, perde arkasına girdiğinde, “fabrika ayarlarına” geri döneceğini zannettiğim bir seçime gidiyoruz.

Gerçekten seçmenin kafası çok karışık.

Neden mi?

                      LİDERLİK SİYASETİ TIKANDI

Tamam, parti liderlerimiz, devletin önemli koltuklarında oturan liderlerimiz var. “Vizyoner+Devlet adamı+Liderimiz” var mı? İşte o şüpheli.

Theresa May şu an İngiltere başbakanı. Diyelim ki seçimlerde oy almak adına “başbakan olursam bana ambargo(?) uygulayan BBC’yi satacağım” dediğini bir düşünün. Ne mi olur?

Önce o lafı ona ikinci kez söyletmezler. Değil başbakan olmak, başbakanlık ofisi Downing sokağı 10 no.lu evin önünü bile süpürtmezler Anında partiden de atılır. BBC, Birleşik krallığın,yani İngiliz Milletler Topluluğunun iletişim beynidir.

Herkes çok iyi bilir ki, parlamentoda gurubu olmayan partilerin TRT’de boy göstermesine özellikle her iktidar döneminde kolay beri izin verilmez. Bu ülkede TRT’yi satmaya, hele öfke uğruna, kimsenin gücü yetmez!

TRT iletişim konusunda ülkemizin “dünya markasıdır”. Hiçbir özel sektör medya kuruluşu parası olsa dahi o görevi ifa edemez. TRT bu ülkenin ve milletin “resmi gözü” dür!

O kurumun kapatılması için batı “ruhunu bile satar, destek verir”.

Güle, güle Meral hanım! Siz zaten CHP’nin tuzağına düşüp, 15 vekil operasyonu ile siyaset acemiliğinizi gösterdiniz. Üstüne birde S. Demirtaş’a sahip çıktınız. Doğruuu torun bakmaya memleketinize! Hayırlı ömürler dilerim.

Din ve tarikat eksenli bir yaşamı olan, dünyevi nefis ve arzularını bitirmesi gereken bir yaşta(77) insanın “siyasi hırs ile ikbal” arayışında olmasına denilecek tek bir cümle var: “Allah selamet, akıl, fikir versin”!

Bunun adı “vatana, devlete, millete hizmet etme” falan değildir! Kimse de yutmaz! Temel beye yetişkin torunları ile güzel vakitler geçirmesini tavsiye etmek lazım.

                           BU NASIL VEKİLLİK

Benzer tuhaflık, bizzat kendi partililerinin ağzından fısıltı şeklinde söylendiği, şu anda yürüteçle bile zor yürüyen 80 yaşındaki Deniz Baykal’ın kendi arzusu ile tekrar m.vekili olacak olmasıdır.

Nedir bu haliniz, hırsınız Allah aşkına! TBMM’si “babalarınızın tapulu mülkümü”? Yani “ağaçlar ayakta ölür ya da sahnede ölmek” mizanseni mi yaratmak istiyorsunuz? Siz sanatçı değil, politikacısınız.

Partilerin seçim beyannameleri bana son derece ütopik görüşlerle ve fikirlerle dolu geldi. Her zaman söylerim, “ülke ve reel politik gerçeklilik” diye bir şey var. Oy alacağım derken, kantarın topuzunu kaçırmayacaksınız. Yoksa isteseniz de vaatlerinizi yerine getiremezsiniz! Adınız “yalancıya” çıkar.

Muharrem İnce’de, hem propaganda süresinin kısıtlılığından, hem de dersini tam manası ile çalışamamaktan dolayı çok ciddi teknik hatalar yapmaya başladı.

Yatırımlar konusunda “onu yapmam, bunu yapmaktan vazgeçerim, yapılanı geri iade ederim, kaynak bulurum” gibi içini dolduramadığı, basit düşünen seçmenin kulağını doldurmayan cümlelerle sonuç alacak oy devşirmesi çok zor.

        TBMM FANATİK TARAFTAR TRİBÜNÜ GİBİ OLACAK

Futbolcu Alpay Özalan, Motorsikletçi Kenan Sofuoğlu, Bülent Arınç ve Mehmet Ağar kontenjanından oğullarının seçilecek sıralardan vekil adayı yapılması, pek çok kimse tarafından hoş karşılanmadı. Öyle sıradan, cv’leri son derece kötü, iş hayatları, mesleki kariyerleri zayıf ama seçilecek sırada olan insanlar var ki, inanamazsınız. Demek ki liderler “liyakat değil, mutlak itaat” vekilleri aday göstermiş.

600 tane milletvekili. Çok merak ediyorum. Bu yeni yönetim sistemine göre işlevi azalacak olan bir parlamentonun bu kadar milletvekili “kaldır parmak, indir parmak” haricinde”, acaba ne görev ifa edecekler?

5500 dolar maaş, iki yıl vekillik, sonrası emeklilik. Yaş haddine kadar prim ödenmesi halinde ikinci emeklilik. Sosyal haklar. Yolluk ve harcırahlar.

Gel de vekil olayım diye çırpınma!

          SEÇMEN OLMAK NE KADAR ZORMUŞ

Siyasetçi, kendisine oy atmadı diye seçmeni aşağılar.

Ne aptallığın, ne ahmaklığın, ne cahilliğin, ne koyunluğun, ne sürülüğün, ne göbeğini kaşıyan, çizgili pijama giyen adamlığın, denmedik laf bırakmazlar. Sanki seçmen değil yaratık, acuzesin!

Aslında onları sen seçmezsin. Sana seçtirirler. Gözünü boyar, seni sandığın başına bir şekilde çekerler.

Gerçi sende az değilsindir. Ufak menfaatler için bir şekilde “oyunu satarsın”. Önce oy atarsın. Oyunun mührü kurumadan oy attığın parti liderine ve vekiline demedik laf bırakmazsın. Aslında seninde onlardan farkın yoktur. Yani bir çeşit “tencere-kapak” gibisinizdir.

Seçim günü gelince yalanı, hele ikiyüzlülüğü iyi becerirsin, kıvırırsın. “Atacak parti mi vardı, mecburen attım, başka kime atayım, yine bu diğerlerinden daha iyi. Atmazsam hainlerin işine yarar”.

Atma! Vebali üstlenme! Protesto et!

Gelişmiş ülkelerin seçimlerinde oy kullanma oranı ne biliyor musun? % 63. ABD’de başkanlık seçimindeki oy oranı ise % 53.6. İsviçre’de %37.

Ne oldu sistemlerimi çöktü?

Bizde % 84.4. Dünya ikincisiyiz. Ama muhalefete göre “demokrasimiz yok”.

AB’ye göre ise C.başkanı değil, “diktatör” seçiyormuşuz.

Ha gelin-kaynana, ha seçmen-siyasetçi.

Al birini, vur ötekine!

ENİS ÇANLI

31 Mayıs 2018 Perşembe | 577 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

KAPTAN ATTI, TRİBÜNLER AYAĞA KALKTI
SPOR
Mutlak galibiyet parolasıyla çıktığı Şanlıurfaspor'u 3-0 farklı mağlup etmeyi başaran Manisa Büyükşehir Belediyespor'da Kaptan Ufukhan Bayraktar'ın 16. dakikada attığı muhteşem gol tribünleri ayağa kaldırdı.
18.10.2018

92

MANİSA'DA TARİHİ BİNA GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
SIYASET
Şehzadeler Belediyesi tarafından, Akıncılar Mahallesinde yapılan Çocuk Kültür Sanat Merkezi çalışmaları kapsamında tarihi bina eski ihtişamına kavuştu
18.10.2018

87

MHP'Lİ AKÇAY'DAN GİZLİ TANIK ELEŞTİRİSİ
SIYASET
MHP Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY TBMM'de yaptığı konuşmada mahkemelerdeki gizli tanık uygulamasını eleştirdi. Akçay "Hukuku gizli tanık tasallutundan mutlaka kurtarmalıyız" dedi
18.10.2018

78

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks