16 Eylül 2019 Pazartesi - 14:59:53

SON DAKİKA

YOLMAYA DEVAM

ENİS ÇANLI

22 Mayıs 2019 Çarşamba | 847 Okunma


Ülkemiz genelinde faaliyetlerini sürdüren gross, hiper, süper ve şok olarak kategorize edebileceğimiz alışveriş marketçiliğinin doymak bilmeyen kar iştihası yüzünden, ciddi ekonomik sıkıntılarımız var.

Yurtdışındaki benzerlerine şekil ve ticari zihniyet olarak zerre kadar benzemeyen bizim marketlerin giderek amacından uzaklaştığını çok açık ve net bir şekilde görebilirsiniz.

"Pazarlama", orijinal adı ile "marketing", son 60 yıllık dünya ticaret hayatının en önemli meslekler sıralamasında ve istihdam açısından tartışmasız bir numarasıdır. İçinde benimde bulunduğum "işletme- pazarlama" bölümünün ülkemizdeki ilk öğrencileri, akademisyenleri, Ege Üniversitesi İ.T.B.F’de okuyan, mezun olanlar, bizleriz. Sanayiciliğin ve ticaretin bu en aktif departmanının günümüz dünyasına yön verdiğini çok rahatlıkla görebiliyoruz.

Hızla gelişen teknolojinin etkisiyle sanayi ve ticaretin farklı boyutlara taşındığı günümüzde, işlem hacmini 100 barem üzerinden ölçecek olursak, üretimin payı yüzde 10, pazarlamanın yüzde 70, geri kalan yüzde 20'in de lojistik, ambalaj ve reklam olduğunu söyleyebilirim.

Yani uzun lafın kısası, yüzde 70'lik pazarlama bölümü ile dünyadaki tüm mal ve hizmetlerin başrol oyuncusu "market zincir kuruluşları".

ÜRETEN VE TÜKETENE KAZ MUAMELESİ

“Kaz gibi yolmak", Anadolu tabiridir.

Şartların veya tekelciliğin oluşturduğu her türlü alışveriş platformunda, yerli ticaretin "düşük kar hadlerini" uygulamasını beklemeyin! "Kaz gibi yolunmak" tüketicinin kaderi oldu.

ÜRETENE APTAL MUAMELESİ

Tüm siyasi partilerin "oy deposu" sade vatandaştır.

Böyle olduğunu bilmelerine rağmen, üretene de, tüketene de sahip çıkılmıyor. Çıkıyor gibi görünmek, kaşıkla verilenin aracılar vasıtasıyla kepçe ile geri alınmasına seyirci kalmak, galiba bizim gibi "orta doğu ülkelerine, şark tipi siyasetçilere" özgü bir davranış stili. Sonuç? Soyulan halkın öfkesini üstüne çeken iktidarlar.

TÜKETENE DE EZA VE CEFA VAR

Türkiye hızla "gıda üretim modelini" terk ediyor. Üreticiler özellikle yaş sebze ve meyve gibi çabuk tüketilmesi gereken tarım ürünlerinin üretiminden düşük kazanç nedeniyle vazgeçiyor. Haliyle de hem malın pazara az gelmesi, hem aracı ve marketleri açgözlülüğünden, bazen de ithalat yüzünden vatandaş pahalıya mal tüketiyor, alım gücü de azalıyor. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi.

Ne mi olacak? Daha ne olsun ki? Üretmiyor, tüketiyoruz. Vatandaş “keriz” yerine konulunca da “kriz” kaçınılmaz oluyor!

ÜRETEN SANAYİCİ KÖLE Mİ?

Şöyle bir düşünün.

Gıda veya temizlik malzemeleri üreten sanayicisiniz.

Günümüz marketçiliğinin en büyük iki kalemi bunlar. Üretiyorsunuz, müşteri profiliniz "nihai tüketici". Bu tüketiciye ulaşmak konusunda şanslısınız, zira zincir kısa. Siz ve market şirketleri. Buraya kadar her şey güzel.

Üreten sanayici olarak birim üretim ve kar skalanız belli. En büyük müşteriniz olan "market zinciri" malınızı satmak için sizi öyle bir köşeye sıkıştırıyor ki, tek seçenek ya malınızı vermek, ya da bir süre sonra zarar edip, işletmenizi kapatmak.

Üretmekte ısrar mı ettiniz? Yandınız! O kadar çaba, istihdam, üretim

bir barem kar, sadece rafından malınızı satanın kazandığı kar ise en az 4 barem. Üstelik rekabet halinde olduğunuz firmalar da cabası.Sonuç?

Ya kalitesiz mal üretip ucuza vereceksiniz, ya da iflas, konkordato sizi bekliyor olacak. Çok değerli markalar, aşırı borçlanma yüzünden sermaye yapıları bozulup yabancılara satıldı. Market zincirlerinin umurunda mı? Ali firması, yerlisi gider, Hans firması, yabancısı gelir.

Son dönemlerde sayıları kabaca 6-7 tane olan bu dev pazarlama firmalarının üretici-tüketici hepimizi nasıl "kaz gibi yolduğunu" ben yazmaktan, sizlerde okumaktan bıktınız.

Eh böyle "uyuyan, ya da bunlara çanak tutan bir iktidarımız" olduğu müddetçe şimdilik donumuzun kıçımızda durduğuna şükredelim!

Uygar dünya da ticaret kurumunun anayasasının değiştirilemez en önemli üç maddesinden birisi "azami kar haddi" maddesidir. “Fahiş kara” asla geçit yoktur. Yaptırımları da çok ağırdır.

O ülkelerin vatandaşı da kendisinin “kaz gibi yolunmasına” izin vermez! Bizimkiler gibi 17 yıl, günde 24 saat boyunca liderini ağzı açık dinlemez, ilk seçimde memleketine, varsa yaylasına gönderiverir.

ENİS ÇANLI

22 Mayıs 2019 Çarşamba | 847 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks