22 Mayıs 2018 Salı - 05:08:40

SON DAKİKA

ZEYTİN

ENİS ÇANLI

8 Mart 2018 Perşembe | 471 Okunma


Dünyanın bilinen en eski gıda, temizlik ve kozmetik ürünü zeytin ve yağıdır. Çok uzun yıllar yemeklik yağ sanayi sektörünün her kademesinde görev yapınca, hem üretim, hem pazarlama, hem de ihracatını yapma ve yönetme imkanı buldum.

1978 yılında “baskı tipi” zeytin yağı tesislerinin hakim olduğu ülkemizden, İtalya’ya “lampant”(yüksek asitli) yağ ihraç eden iki firmadan birisi de bizdik.

Rakibimiz Gomel yağ firmasının z.yağına makine yağı karışması olunca, ihracat bize kaldı. Tüm Muğla, Aydın, Manisa, Balıkesir, Çanakkale ve Bursa’ya kadar her köy, kasabadan yıllarca varil, varil yüksek asitli yağ topladım, toplattırdım. 12 bin tona kadar yıllık z.yağı ihracatı gerçekleştiren tek firma olduk. Kendimiz rafine edemedik. Sebebi de, yağ rafine tesisimizin küçük kapasiteli oluşu idi.

Patronumum sayesinde orta İtalya’daki Napoli’den güneye doğru, ta Sicilya adası dahil, her yerde zeytin ve yağı ile teknolojik olarak tanışma fırsatım oldu.

Tek örneğini 1979’da Türkiye’de Nizip’te “Turna yağları” firmasında gördüğüm Pieralisi “kontinü sistem” yağ tesislerini ve Alfa Laval rafineri yağ sistemlerini Toscana ve Puglia bölgelerinde bol miktarda gördüm. Hatta hiç unutmam, bir köyde tır dorsesi üzerine monte edilmiş, köy, köy gezen seyyar kontinü sistem z.yağ çıkarma makine kompleksini görünce ki şaşkınlığımı anlatamam.

Bizde kargı ile vurularak toplanan zeytinin İtalya’da vibratör makineleri ile silkelendiğine, toplandığına şahit oldum.

İngiliz Climax firması ile MOSB’de Forklift imalat işine giren patronumu Pieralisi Türkiye temsilciliği için bir türlü ikna edemedim. Neyse ki 15 yıl sonra makine parkı, 25 yıl sonrada zeytin toplama aparatları ülkemize girdi.

                         YANLIŞ YOLDAYIZ

Yıllar içinde Tunus ve özellikle Suriye, zeytin yetiştiriciliği konusunda bizi solladı. Daha düzenli, daha kontrollü ekim alanları ve zeytin cinslerine yöneldiler. Özellikle Hafız Esad, her yere düzenli zeytin ağacı diktirdi.

Daha geçen haftaya kadar şehrimizde sırf iş olsun diye gelişigüzel zeytin fidan dağıtımı devam ediyordu. Anlayın halimizi, görün yapılanları.

Geçtiğimiz Cuma günü Edremit Güre’de tertiplenen “zeytin çalıştayı” na bir eski arkadaştan davet aldım, gittim.

   Herkesin derdi özellikle sofralık ve her sektörde olduğu gibi “işçili hasatta”. İnanın çok ciddi sorunlar, kabusumuz olacak.

Beni en çok üzen de zeytinyağının amiral gemileri üç firmayı(Kırlangıç-Komili-S.Madra) satın alan Yahudi kökenli Hollandalı temsilcilerinin orada olması idi. Yazık! Hem de çok yazık!

Şu anda bizim zeytin sektörünün sıkıntıda olmamasının sebebi, Suriye’deki savaş ve o yüzden orada tarımı yapılamayan, toplanılmayan milyonlarca zeytin ağacı. Ya savaş bitince ne olacak?

Fırat’ın batısı ta Hatay sınırına kadar, güneyde İdlib, her yer zeytinlik ve üstelik bizim kontrolümüzde olacak. Ne yapacağız?

Diyeceksiniz ki,”bize ne Suriye zeytininden, yağından”? Çalıştay’da da eskiden beri gelen durumu anlattım.

Bütün güney ve g.doğu illerimizin zeytin ve yağ ihtiyacının büyük bir kısmı “sınır ticareti” ve kaçak olarak Suriye’den temin ediliyordu. Bu illerimizde tüketilen ve İtalya’ya da ihraç edilen Suriye z.yağı miktarı çoğu kaçak olmak üzere 30 bin ton civarların da. Yarın normal düzene geçince kuyumuzdaki pahalı zeytinin, varillerimizdeki pahalı z.yağının suratına bakan olur mu?

Eskiler bilir. 1978’lerde para etmiyor diye zeytinler dalında kaldı. Pek çok çiftçi ağaçlarını kökledi. Hatay, Antep gibi illerimiz ve ilçelerinde zeytin ağaçlarının köklendiğini gözlerimle gördüm. Yerine Antep fıstığı ve başka meyve ağaçları dikildi. Hatta 1989’da zeytin sorununa el atan SHP genel başkanı rahmetli Erdal inönü’ nün seçim şarkısı “zeytin gözlüm” olmuştu.

                        BAŞIBOZUK DÜZEN

Çalıştay da ortak fikir, tarım sektörünün her çeşidinde olanın tıpatıp aynısı. Koordinasyon eksikliği. Yağ ve zeytinin ayrı statü de ele alınması.

Sonuç? Cek, cak! Hiç hoşuma gitmedi.

Sonra da tesislerimiz ve markalarımız satılıyor diye üzülüyoruz.

İşçi kullanmadan makine ile zeytin toplamanın ilk şartı, ağaç cinslerinin bir arada olması. Ayrıca ağaç terbiyesi otomatik toplama makinesinin boyu veya çalışma şekline göre olmalı. Daha doğrusu ABD’yi keşfetmeyeceğiz. Yapan ülkelere bakacağız, uygulayacağız. O kadar.

Yapılıyor mu? Hayır kere hayır!

         REZALET ÖTESİ ÜRETİME HAYIR!

Ülkemiz sofralık zeytini, bu şekilde çoğunluğu “merdiven altı” aile işletmeleri ile bir adım bile mesafe kat edemez! “Karasu” denilen, zeytinin yüksek asitli ve tuzlu salamura suyu her zeytin köyü ve her ev altı imalatı yüzünden inanılmaz bir çevre felaketine sebep oluyor. Bu da işin başka tarafı.

Faturasız satışlar yüzünden vergi kayıplarımız da çok yüksek.

Ciddi yatırım yapan orta ve büyük zeytin sanayi işletmeleri bu tarz üretim-satış ilkelliği ile baş etmesi mümkün değil. Bu yüzden büyük zeytin birlikleri, dev gibi firmalar sallantı da. O yüzden yabancılar alıyor.

Pek çok orta ölçekli işletme, sofralık zeytini bakkal ve marketlere vadeli vermese kepenk indirecek!

Her türlü nebati sıvı yağ, havadaki neme kıyasla özgül ağırlığının düşüklüğü ve absorbe(içine çekme) özelliği nedeni ile de havadaki tüm toz ve mikrop parçacıklarını kendine çeken bir sıvı. Bu yüzden zeytin dahil, peynir ve benzeri hiçbir yağlı gıda, yiyecek asla açıkta sa-tıl-ma-ma-lı-dır!

         BÖYLE ZEYTİN TARIMI POLİTİKASI OLMAZ!

En tehlikelisini de geçen yıldan itibaren yaşamaya başladık. Bende çiftçi ve k.üzüm üreticisiyim. İsterim üzümümü 15 liraya satayım. Ama bunu yiyecek insanı da düşünmemiz lazım. Tüketici pahalı diye almazsa, tüketmezse, ihraç edilemezse, mal elimde kalırsa, ne yapacağım?

10-13 liraya ham zeytin olmaz! 17-20 liraya sokakta, 30-40 liraya markette zeytinyağı olursa herkes gider, ABD’den gelen mısır özü yağını 7 liraya, Arjantin’den gelen ayçiçeği yağını 4.5 liraya alır, tüketir.

Tamam! Önce sağlık. Ama millet aptal değil! Cüzdan durumu ne olacak?

Markette 35 liraya kadar zeytin mi olur? Bizim bildiğimiz zeytin “fakir azığıdır”. Kahvaltılarımızın vazgeçilmezidir. Kim bol, bol tüketecek? Eğer insanımız bir süre sonra pahalı diye yeme alışkanlığını terk edince ne olacak?

                 SIRADA ZEYTİN OYUNU VAR!

Bu ülkenin “çakalı” bitmez ve de tükenmez! Türkiye’de k.üzüm çok pahalandı diye bizim bazı “şerefsizler”, ABD ambargosu yüzünden İran’ın elinde kalan k.üzümünü çok ucuza alıp, Mersin serbest bölgede Türk damgası vurup Avrupa’ya satmışlardı. Aynı tezgah zeytin ve z.yağında olursa hiç şaşmayın!

İsteyen, Afrin harekatı bitince alsın ceketini gitsin Racu’nun, Cinderes’in köylerine. Parada vermesin. Gelecek sezon için ihtiyaç mal karşılığı zeytin bağlantısı yapsın. Pirina fiyatına olmuş zeytin alsın, ayçiçeği yağı fiyatına z.yağ alsın, gelsin! Orada işçide bol, yevmiye de ucuz, zeytinde, yağ da.

Fırsatçılara duyurulur.

ENİS ÇANLI

8 Mart 2018 Perşembe | 471 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

MAZLUM NURLU LİSTE DIŞI
SIYASET
CHP'nin şu anki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin CHP Genel Başkan adaylığı döneminde en büyük destekçisi olan Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu listeye giremedi
21.5.2018

30

LİSTE KIYIMINDAN BİÇER DE NASİBİNİ ALDI
SIYASET
Özellikle asker zehirlenmelerindeki aktifliğiyle Türkiye'nin gündemine oturan CHP'li Tur Yıldız Biçer, listeye giremedi
21.5.2018

192

CHP'Lİ KADINLARDAN LİSTE TEPKİSİ
SIYASET
CHP'de liste kavgaları erken başladı. Partili kadınlar ilk 3'te kadın adayın olmamasına tepki gösterdi
21.5.2018

40

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks