25 Eylül 2018 Salı - 19:54:17

SON DAKİKA

BAL"DAN DAMLALAR

NACİ AKIN

3 Mayıs 2017 Çarşamba | 767 Okunma
Bal Mahmut'u tanır mısınız? Gençler bilmeyebilir ama bizim kuşak onun hem siyasi hem iğneleyici fıkralarıyla iyi tanır. Asıl adı Mahmut Baler'dir, Sultan Abdülaziz'in baş mabeyincisi Hafız Mehmet Efendinin oğludur. Atatürk'ün ve 3. Cumhurbaşkanımız merhum Celal Bayar'ın sofralarında bulunmuş, fıkralarıyla en civcivli zamanlarda bile yüzlerini güldürmeyi becerebilmiş, streslerini almayı başarmış nüktedan bir adamdı rahmetli.
Osmanlı Padişahları arasında ilk kez kendi resmini yaptıranın Fatih olduğunu hemen herkes bilir. İlk defa Fransız bir heykeltıraşa heykel yatıran padişah ise Sultan Abdülaziz'di. Bu heykel şimdi kendi yaptırdığı Beylerbeyi sarayında sergilenmektedir. Dahası ilk kez bir Osmanlı sarayına modern banyo, klozet, bide, küvet, duş koyduran da odur. Sultan Abdülaziz'in sonu ise meçhul bir trajedidir. Bilekleri kesilmiş bir vaziyette izbe bir yerde cesedi bulunmuştur. Kimilerine göre halledilmiştir, kimilerine göre ise intihardır. Bu ölümde Bal Mahmut'un babası Hafız Mehmet Efendinin ihmali görülmüş ve kendisine bir çiftlik bağışlanarak Antalya'nın dağ köyüne sürgün edilmiştir. O da oğlu Mahmut'a hep büyük adamlardan, siyasilerden uzak durmasını öğütlemiş fakat o bunu dinlememiş Atatürk'ün ve Celal Bayar'ın sohbetlerinin aranan ismi olmuştur.
Bal Mahmut Celal Bayar'a yakınlığı nedeniyle 27 Mayıs darbesini müteakip Balmumcu garnizonunda aylarca sorgusuz sualsiz hapis yatmıştır. Tahliye olduğunda etrafını saran gazetecilere ise bir fıkrayla cevap vermiş:
Zamanında Beşiktaş'ta oturan fakir bir aile varmış. Adamın karısı, kocasının başının etini günlerce yermiş: "Dolmabahçe şunun şurasında, iki adım yerde. Padişahla komşu sayılırız. Bir ihsan kopartamadın. Sen ne beceriksiz adamsın, bir ihsan koparsan, belimizi doğrulturduk." Dermiş.
Biçare adam ne yapsın? Tartışmalar sürüp gitmiş, adamın canına da tak etmiş. Bahçedeki ağaçtan kayısı toplamış, sepete doldurmuş, sarayın kapısına gitmiş. Bakmış kapıda bir sürü adam bekleşiyor. Meğer onlar protesto için gelenlermiş. O da bilmeden onların arasına karışmış. Bir süre sonra atlılar gelmiş. Bunları Yedikule zindanlarına atmışlar. Arayan soran yok. Dört yıl sonra Padişah zindanı teftişe çıkmış. Herkese tek tek "Niçin zindana düştün" diye sormuş.
Sıra Beşiktaşlıya gelmiş. "Sen neden yatarsın?" diye sormuş kendisine. "Ben kayısı maddesinden yatıyorum." Deyince padişah şaşırmış sonra da hikayesini dinlemiş.
Durum Padişahın gücüne gitmiş, üzülmüş. Hükümdarlığı döneminde böyle bir adli hatayı içine sindirememiş, hem affetmiş hem de tazminat olarak kendisine hediyeler sunmak istemiş. Dile benden ne dilersin deyince adamcağız, bir balta, 1001 akçe ve bir Kur'an istemiş. Padişah "az değil mi?" diye sorunca da şu cevabı vermiş.
"1001 akçe ile mihri muacelleni verip karıyı boşayacağım. Baltayla da kayısı ağacını keseceğim. Kur'anı Kerim'e el basıp, bir daha kadın sözü dinlemeyeceğime ve Devlet Büyüklerine yanaşmayacağına yemin edeceğim"
Bal Mahmut bu sözünü yerine getirmiş mi? Hayır. Zira Demirel Başbakan olduktan sonra Atatürk ve Bayar'dan sonra sohbetlerine onun yanında devam etmiş, 12 Eylül darbesinden sonra da Demirel'in Güniz sokaktaki evinin müdavimleri arasında yer almış.
Bal Mahmut'un günümüze uygun bir fıkrasını daha anlatayım:
Eski İstanbul sokaklarında, bahçıvanlar, seyyar satıcılar gezer, sebze meyve satarlardı. Bir gün, bir seyyar satıcı, kıpkırmızı çilekler, yemyeşil can eriklerle sokağın birinden geçerken, genç bir kadın, tezgaha yanaşmış, çilek ve erikten birkaç tanesini alıp hemen yiyivermiş. Bahçıvan şaşkın bakışlarla kadına bakmış ve Rumeli şivesiyle sormuş:
- Hamilesin?
- Eh birazcık!
- Kızım hamileliğin azı çoğu olur mu? Ya hamilesindir ya da değilsindir.
Bal Mahmut bu fıkrayı TRT'deki Bal'dan Damlalar isimli kendi programında anlatmıştı. O günün gündemi neydi hatırlamıyorum ama bugüne cuk diye oturdu.
YSK nihai kararını ve referandum sonuçlarını açıkladı. "Tam kanunsuzluk oluşmadı" diyor hazretler. Haberi dinlerken Bal Mahmut'un fıkrası geldi aklıma. Tam kanunsuzluk, yarım kanunsuzluk olur mu? Kanunsuzluk, kanunsuzluktur, tamı, azı olmaz bunun. Ne o az pilav üstüne az kuru der gibi.
Bal Mahmut aramızdan ayrılalı tamı tamına 30 yıl olmuş, artık onun gibi nüktedanlar da fazla yok, ama o iğneleyici fıkraları hala geçerli görünüyor. Bugün aynı zamanda Dünya Basın Özgürlüğü günü, sormak istiyorum: hür basın nerede, özgürlükleri nerede?
Kalın sağlıcakla…

NACİ AKIN

3 Mayıs 2017 Çarşamba | 767 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

EMEKLİ MAAŞINI DOLANDIRICILARA KAPTIRDI
SIYASET
Manisa'da yaşayan emekli Seyfettin Yıldız, telefonda kendisini ilçe jandarma komutanı ve muhtar olarak tanıtan zanlılar tarafından dolandırıldı
25.9.2018

6

BAKAN PAKDEMİRLİ'NİN ANNESİ KAZA GEÇİRDİ
SIYASET
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin annesi Nuran Pakdemirli'nin (80) içinde bulunduğu araç Manisa'da trafik kazası yaptı
25.9.2018

8

KAYMAKAM KANSIZ'IN İLK ZİYARETİ VALİ'YE
SIYASET
Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer yeni atanan Şehzadeler Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız'ı kabul etti.
25.9.2018

8

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks