25 Eylül 2018 Salı - 19:56:16

SON DAKİKA

İRAN BAHARI MI? ÖZGÜRLÜK VE REFAH ARAYIŞI MI?

NACİ AKIN

3 Ocak 2018 Çarşamba | 710 Okunma


Tüm dünya yeni yılı karşılamaya hazırlanırken, dost ve komşu İran’da yılın son haftasında yaşanan gösteri ve eylemler sosyal patlamaya dönüşerek yer, yer şiddet de içeren toplumsal direniş hareketine dönüştü. Hemen her olayda olduğu gibi bu gelişmeler karşısında da her kafadan bir ses çıkıyor. Dünyaya at gözlüğü ile bakanlar, kendi ideolojik pencerelerinden olaylara farklı anlamlar yüklemeye çalışıyor. Kimileri olayların ardında A.B.D, İngiltere ve Suudi Arabistan parmağı ararken, kimileri de ekonomik sorunların tetiklediği masum özgürlük hareketi olarak görüyor. Hatta her şeyin büyük İsrail projesi için olduğunu savunanlar bile var. Doğrusu, İran’ın tarihini, siyasal geçmişini, 1978-79 İslam Devriminin gelişini bilmeden salt A.B.D karşıtlığı ya da İslamcı gözlükle İran’daki olayları analiz etmeye kalkışmak biraz ahkam kesmek olur.

İran geçmişi Pers İmparatorluğuna dayanan köklü bir devlettir. Devlet anlayışı, kurumları oturmuş sağlam bir yapıya sahiptir. Yani Arap Baharında olduğu gibi, ne A.B.D’nin ne de sair dış güçlerin etkisiyle oradan oraya savrulacak, yön değiştirecek, dolduruşa gelecek bir ülke değildir. O yüzden İran’daki olayları siyasal ve ideolojik gözlükleri bir tarafa bırakarak baskıcı molla rejimine, zorbalığa karşı bir özgürlük arayışı ve direniş hareketi olarak görmek lazımdır. Elbette ki; başta A.B.D olmak üzere dış güçler durumdan vazife çıkarmak, İran’ı iç meseleleri ile meşgul edip Ortadoğu’daki dengeleri kendi lehlerine değiştirmek isteyeceklerdir. Esasen İran’ın bölgesel güç olarak Suriye, Lübnan, Yemen, Irak, Katar, Afganistan üzerindeki etkileri ve hamleleriyle, Rusya ile stratejik ortaklığı bu isteği de güçlendirmektedir. Ancak İran’da iktidar da, rejim de değişse de değişmese de özgürlük ve refah arayışları sonuç verecek ve İran’ın gelecekteki dış politikasında öyle beklendiği gibi keskin dönüşler, kulvar değiştirmeler olmayacaktır. Buna ne CİA’in ne de diğer istihbarat örgütlerinin gücü yetmez.

Nitekim İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Pazartesi günü bir araya geldiği milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada protestoların bir tehdit olarak değil, insanların sorunlarını görmek için bir fırsat olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Ülke genelindeki protestoların beşinci günü geride bıraktığı İran'da her eylemcinin yurt dışından emir almadığını vurgulayan Ruhani, "bir grup insan da fikirlerini ve sorunlarını aktarmak için sokağa çıktı" dedi. Ruhani, protestocuları sokağa çeken tek şeyin ekonomik sorunlar olmadığını, insanların daha fazla özgürlük istediğini de belirtti. Ruhani ekonomik sorunların çözüleceğini de vaat etti. Bana göre Ruhani akılcı bir yol izlemektedir, ancak dini lider Hamaney ve devrim muhafızları aynı olumlu yaklaşımı göstermemektedir bu da olayları daha da tırmandıracaktır. Ruhaninin yetkileri sınırlıdır mevcut anayasa elini kolunu bağlamaktadır. Şu ana kadar gösterilerde ölen insanların sayısı otuzu aşmıştır.

Peki! Bu işin sonu nereye varacaktır? Biraz geçmişe bakıp hem İran’daki olayları anlamaya çalışalım hem de kendi hesabımıza da dersler çıkaralım.

Bilge Dışişleri Bakanımız merhum İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından öğrendiğimize göre, İran Şahı Rıza Pehlevi Türkiye’yi ziyaretinde Mustafa Kemalle dostça bir sohbete dalıyorlar. Pehlevi, Atatürk’ün yenileşme, çağdaşlaşma yönünde attığı adımları takdirle karşıladığını ifade ediyor ve İran’da da benzeri yenilik hareketlerini başlatmak istediğini ifade ediyor. Atatürk Pehlevi’ye “dostuz, kardeşiz, komşuyuz, dindaşız” diyor ve mollaları devlet işlerine karıştırmamasını ve ahundları(Şii İmamlar) kontrol altında tutmasını tavsiye ediyor. Şah ise onların dost olduklarını, kendisini sevdiklerini ve desteklediklerini beyan ediyor. Atatürk kaşlarını çatıyor dostu Şahın omzuna elini koyarak, bugün dost olabileceklerini ama 10 sene 20 sene belki 50 sene sonra din adına hareket ettiğini söyleyen birinin çıkarak yapacağı bütün yenilikleri bir çırpıda tersine çevirebileceğini söylüyor. Atatürk’ün bu öngörüsü 50 yıl sonra gerçekleşiyor, Humeyni’nin dönüşüyle, Şah iktidarı Humeyni’nin istediği Sosyal Demokrat Başbakan Şahbur Bahtiyar’a teslim ederekailesiyle birlikte ülkeyi terk ediyor.

Bahman Nirumand adlı İran’lı solcu bir akademisyen ise yıllar sonra iktidarı kendi elleriyle Humeyni ve Mollalara teslim ettiklerini itiraf ederek Atatürk’ün bu öngörüsünü anlayamadıkları için kendilerini suçluyordu. Şah’ın devrilmesi kesinleşince sürgünde bulunduğu Almanya’dan İran’a dönen Nirumand, hesapta olmayan Humeyni darbesini bizzat yaşamış, gözlemlemiş birisi. Mollaların iktidara geliş öyküsünü anlattığı “ Soluyor Çiçekler – Parmaklıklar Ardında İran” adlı kitabında bu gözlemlerine yer veriyor. Humeyni’nin Paris’te olduğu günlerde solcuların, liberallerin, burjuvaların, her kesimden Şah karşıtlarının Paris’e giderek Humeyni’ye bağlılıklarını bildirdiklerini ve ülkeye davet etme gafletinde bulunduklarını anlatıyor. Zira o günlerde Humeyni’den başka kimsenin Şah’a doğrudan karşı duracak cesarette olmadığını da ifade ediyor.

Fransa’nın besleyip barındırdığı Humeyni İran’a döndü, büyük bir tezahüratla karşılandı ve şahın kaçışına sebep oldu. Önceleri zorba yönünü ustaca gizledi, kendisine destek veren solcuları ve liberalleri avutmak için Şahbur Bahtiyar’ı iktidarda tuttu ardından onu da alaşağı ederek İran İslam Cumhuriyetini ilan etti. Anayasaya göre Kendisini dini lider ve Mollaları da Cumhurbaşkanı ve meclisin üzerinde bir güç olarak kabul ettirdi. Molla rejimi ilk olarak Şii İslam Şeriatını dayattı, yabancılara bile bu dayatma yapıldı, evlenme yaşını 13’e düşürerek kızların eğitim almasını engelledi, Şahın uyguladığı birçok modernleşme uygulamasını ters yüz etti. Bugün İran’da sözde bir parlamento var, Cumhurbaşkanı da var, sözde seçimler de var ama muhalefet yok. Muhalefet eden oldu mu tepelerine balyoz iniyor. İşte bugün İran’da halk 38 yıldır süregelen zorbalığa karşı direniş gösteriyor.

Benim anlayamadığım sırf A.B.D’nin olumlu bakışı ve Trump’ın twitleri yüzünden bu özgürlük arayışını yok sayıp mollalara arka çıkan sözde aydınların zihniyetidir. Bahman Nirumand’ın pişmanlığını göz ardı etmeyin. Özgürlük herkes için gereklidir

İran’daki hadiseler dış güçlerin tahrikiyle gerçekleşen bir İran Baharı mıdır, yoksa insan hakları ihlallerine, ekonomik çöküntüye, Şia zorbalığına karşı canına tak eden insanların özgürlük ve refah arayışı mıdır? Bekleyip göreceğiz. Kalın sağlıcakla.

 

NACİ AKIN

3 Ocak 2018 Çarşamba | 710 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

EMEKLİ MAAŞINI DOLANDIRICILARA KAPTIRDI
SIYASET
Manisa'da yaşayan emekli Seyfettin Yıldız, telefonda kendisini ilçe jandarma komutanı ve muhtar olarak tanıtan zanlılar tarafından dolandırıldı
25.9.2018

6

BAKAN PAKDEMİRLİ'NİN ANNESİ KAZA GEÇİRDİ
SIYASET
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin annesi Nuran Pakdemirli'nin (80) içinde bulunduğu araç Manisa'da trafik kazası yaptı
25.9.2018

8

KAYMAKAM KANSIZ'IN İLK ZİYARETİ VALİ'YE
SIYASET
Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer yeni atanan Şehzadeler Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız'ı kabul etti.
25.9.2018

8

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks