20 Eylül 2018 Perşembe - 14:24:30

SON DAKİKA

LONDRA"NIN İLK MÜSLÜMAN BAŞKANI SADIK HAN

NACİ AKIN

18 Mayıs 2016 Çarşamba | 1656 Okunma

İngiltere köklü gelenekleri olan, meşruti monarşi ile yönetilen Hristiyan çoğunluğa sahip bir ülke. Monarşi dediğime bakmayın, kraliçenin bizim Cumhurbaşkanımızın onda biri kadar yetkisi yok. Bütün yetki, parlamento ve hükümete ait. Hükümetin de öyle parlamento üzerinde bir tahakkümü, baskısı ya da telkini falan hiç yok. Kraliçenin sözü bile geçmiyor, avam kamarasına geçmediği gibi lordlar kamarasına bile geçmiyor. Sarayın giderleri ve kraliçenin maaşı Hükümetin takdiri ve parlamentonun onayı ile belirleniyor. Bizimkiyle kıyaslandığında öyle aman, aman bir bütçesi de yok.
İngiltere'nin anayasası bile yoktur. Anayasal düzen 1215 yılında imzalanan Magna Carta ya da Magna Carta Libertum denilen sözleşmeye uygun olarak çıkarılan yasalarla sağlanmaktadır. Büyük Özgürlük Fermanı anlamına gelen bu sözleşmeyle Kral yetkilerinin büyük çoğunluğundan vaz geçmiş, hukuk devletinin temelleri atılmıştır. Bu Fermanın 39. Maddesi çağdaş hukuk devleti sisteminin de başlangıcı sayılır ve şöyle der:
Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.
Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan ülke denilen İngiltere'nin, Büyük Britanya'nın ya da Birleşik Krallığın yönetiminden ne kral(kraliçe) ne de halk şikayetçi değildir. Kimse kalkıp da mülkün sahibi kraliçenin yetkilerini artıralım, yürütmenin ve hatta yasamanın da başı olsun, başbakanı keyfine göre atasın, yüksek yargı üyelerini, rektörleri, valileri, büyükelçileri, keyfine göre atasın, hükümeti o kursun falan demiyor. Hatta ödeneğine dahi müdahale edemiyor. Kendisini temsil eden Kanada, Avustralya gibi ülkelerin devlet başkanı sayılan Genel Valilerinin atamasında fikri bile sorulmuyor, zaten onlar da sadece sembolik başkan.
Bu nedenledir ki; İngiltere demokrasinin beşiği olarak anılır. Rejimin adı meşruti monarşi de olsa demokrasinin tüm kurum ve kuralları orada kusursuz işler. İngiltere tam anlamıyla laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Özgürdür, insan haklarına değer verir, yasaları halkı korumak için vardır, ezmek için değil.
İngiltere tarihinde ilk kez bir Müslüman Londra'ya belediye başkanı seçildi. Müslüman olmanın ötesinde Sadiq Khan (Sadık Han) Birleşik Krallığın eski kolonilerinden, Hindistan'ın bugün Pakistan sınırlarında kalan Müslümanlarından bir aileye mensup. Yani "öteki", tıpkı Paris'te yaşayan, Cezayir, Fas, Tunus asıllı Müslümanlar gibi. Fransa'da itilip, kakılan, ötekileştirilen bu insanlar İngiltere'de Gallilerden, Britonlardan, İskoçlardan, Anglo-Saksonlardan hiç de farklı görülmüyor. Hiç kimse bir Müslüman Londra'ya belediye başkanı olduğu için "din elden gidiyor" diye ayağa kalkmıyor, üstelik oy bile veriyor. Kimse oy verdiği insanın dinine, mezhebine bakmıyor, kariyerine, kapasitesine bakıyor. İşte demokrasiyi özümsemek, sindirmek budur, laiklik de onun teminatıdır.
2007 baharında dindar Cumhurbaşkanı talepleri ortaya atıldığında, "laiklik elden gidiyor" feveranlarıyla sokaklara döküldünüz. Bayar da, Özal da, Demirel de dindar Cumhurbaşkanıydı diyeceğiniz yerde yanlış yollara saptınız. 367 ucubesini icat ettiniz, meydanlara döküldünüz, halkı kutuplaştırdınız, 27 Nisan Muhtırasıyla erimeye yüz tutmuş AKP'yi dirilttiniz.
Neye yaradı?
Üç ay sonra karşı çıktığınız kişi Cumhurbaşkanı seçildi. Şimdi onu bile mumla arıyorsunuz. O gün hukuk eğilip, bükülüp sündürülmeseydi, sokaklara inilmeseydi, halk kutuplaştırılmasaydı bugün yaşadığımız sıkıntıları yaşamazdık. Kimse kalkıp da "dindar anayasa" diye dünyada emsali olmayan abuk bir söz edemezdi.
Laiklik sadece laikçiler için lazım değildir, dindarlar için de lazımdır. Laiklik aynı zamanda din ve vicdan hürriyetinin de teminatıdır. Londra gibi dünyanın en önemli metropollerinden birinde Müslüman birinin Belediye Başkanı seçilmesi laik demokrasinin zaferidir. Bu seçim hem laikçiler hem de muhafazakarım diyenler için ders niteliği taşımalıdır. Din üzerinden de laiklik üzerinden de siyaset kurgulamaya kalkışmak hem laikliğe hem de dine yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Çareler demokrasi içinde aranmalıdır, laiklik olmadan da demokrasi topal kalır. "Meşruiyet içinde çare tükenmez" sözü boşuna söylenmiş değildir. Kimileri onu "Demokrasilerde çare tükenmez" diye de söyler, aynı kapıya çıkar.
Ülkeyi düze çıkarmak, 800 sene önce imzalanmış Magna Carta'daki hukuk anlayışını hakim kılmak, hukukun üstünlüğünden, demokrasiden ayrılmadan doğru yolu bulmaktan geçer. Benim umudum var biraz daha sabredin, çoğu gitti azı kaldı. Kalın sağlıcakla.

NACİ AKIN

18 Mayıs 2016 Çarşamba | 1656 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • En Son Haberler

PAZAR TEZGAHINDAN 70 ÜLKEYE UZANAN BAŞARI HİKAYESİ
GÜNDEM
Manisa'da pazarlarda tekstil ürünleri satan ve daha sonra kendi firmasını kuran girişimci, 70 ülkeye takım elbise, gömlek ve ceket satıyor
19.9.2018

78

MISIRLI HEYET ÜZÜM İÇİN MANİSA'DA
GÜNDEM
Bir ilaç firmasının davetlisi olarak Türkiye'ye gelen 11 Mısırlı iş adamı, Manisa'nın Sarıgöl ve Alaşehir ilçelerindeki üzüm bağlarını gezdi.
19.9.2018

94

AKHİSAR'A 2 BARAJ BİRDEN
GÜNDEM
DEVLET Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Manisa'nın Akhisar ilçesinde 2 baraj yapıyor. Yapılan barajlarla, 14 bin 530 dekar araziye can suyu verilecek.
19.9.2018

74

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks