26 Nisan 2018 Perşembe - 16:09:12

SON DAKİKA

SİYASETİN DİLİ

NACİ AKIN

19 Temmuz 2017 Çarşamba | 840 Okunma
Demokrasilerde performansı ölçen, kazananı kaybedeni belirleyen sandıktır. Sandıkta başarılı olmanın yolu ise siyasetin dilini iyi kullanmaktan geçer. İsterseniz Einstein olun ya da Nobel ödüllü bir bilim adamı, isterseniz de güçlü bir komutan ya da paraya para demeyen zengin bir iş adamı. Eğer halkın sizi anlamasını sağlayamıyorsanız, onlarla aynı dili konuşamıyorsanız sandıktan galip çıkabilmeniz mümkün değildir.
İsterseniz bir Karadeniz fıkrasıyla konuyu biraz daha açalım. Yabancı bir bilim adamı Tarabzon'a gelir. Amacı Karadeniz'de üreyen balıkları ve deniz canlılarını araştırmaktır. Bir tekne kiralar ve Temelle denize açılırlar. Ukala ve kendini beğenmiş bilim adamı Temel'e sorular soruyor ne kadar bilgili olduğunu göstermeye çalışıyormuş. Temel sorulan soruların hepsine "bilmiyorum" diye yanıt veriyormuş. Sorular karşısında iyice sıkılan Temel sonunda patlamış ve "ben garip bir balıkçıyım ne anlarım senin sorularından" diyerek terslemiş adamı. Adam kahkahalarla karşılık vererek "O zaman sana sorayım bu denizde kaç türlü balık yaşıyor biliyor musun?" diye sormuş. Temel bunu da hayır diye yanıtlamış. Bir süre sonra Temel gökyüzüne bakmış, kara bulutların toplandığını görmüş ve bir fırtınanın kopacağını sezerek, adama bu sefer o kahkaha atarak sormuş: "Beyim! Bu kadar çok şey biliyorsun da acaba yüzme biliyor musun?" Bilim adamı korku içinde hayır cevabı verince bu sefer "o zaman bildiğin bütün duaları okumaya başla" demiş Temel. Sonra da Karadeniz'in azgın dalgalarıyla baş edemeyen tekne alabora olmuş ve bizim her şeyi bilen bilim adamı da dalgaların arasında kaybolup gitmiş.
Kıssadan hisse; eğer yüzme bilmiyorsan tekne battığında öteki bildiklerinin hiçbiri işe yaramayacaktır. Siyasetin dili de işte böyle bir şeydir. Her gün TV'lerde onlarca profesör, gazeteci, yazar, avukat, danışman v.s ünvanlı adam çıkıyor ahkam kesiyor ama sıfıra sıfır elde var sıfır. Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçiyor. Siyasi tarihimizde siyasetin dilini iyi kullanan, halkın anlayabileceği dili kullanarak aralarında bir gönül köprüsü kuran liderler tanıyorum, ama bunlar maalesef bir elin parmaklarını geçmiyor. Menderes ve Demirel'i ayrı bir yere koyuyorum, henüz onların kurduğu gönül köprüsüne ulaşabilen olmadı. Zira her ikisinin de ölümlerinden sonra bile taraftarları artıyor. Sağlıklarında onları sevmeyenler bile bugün haklarını teslim ediyorlar. Seversiniz, sevmezsiniz ama bu ikisinin ardından Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Siyaseti, üslubu, yaklaşımları, hoşgörü anlayışı Menderes ve Demirel'e hiç benzemiyor ama halkla arasında öyle bir bağ kurmuş ki bunu çözebilene aşk olsun. Bunlara bir de Turgut Özal'ı ilave etmek gerekir. Rahmetli Özal da bunlar kadar olmasa da halkla iletişim kurabilen, halkın gönlüne girmesini bilen bir liderdi.
Rahmetli Ecevit'in de halkla gönül köprüsü kurabilen bir lider olduğunu söyleyebiliriz. Zira Ecevit 1946'dan sonra ilk kez CHP'ni birinci parti yapabilmiş, %40 üzerinde oy alabilmiş bir liderdi. Ancak onun dili diğerlerinden farklıydı. Siyaset dilinin de kendi içinde farklılıkları vardır. %50 üzerinde oy alabilen Menderes ve Demirel'in dili Türk milletinin tamamına hitap eden bir dildi. Hoşgörülü, halkın arasında ayırım yapmayan, kucaklayıcı, bütünleştirici, halkın değerlerine, inançlarına saygılı bir dildi. Siyasi literatürde bu dile merkez sağ siyaset anlayışının dili diyoruz. Maalesef bugünlerde milletin hasret olduğu bu dili pek duyamaz olduk. Zaten o yüzdendir ki toplumda kutuplaşma ve ayrışma giderek artıyor, tahammül ve hoşgörü kayboluyor. Bundan da ülke zarar görüyor. Son günlerde Sayın Kılıçdaroğlu bu dili kullanma çabasındaysa da CHP'nin geçmişi, geniş halk kitlelerinin CHP'ye sempati duymasına engel.
Merhum Demirel'in Çankaya'ya çıkmasının ardından, Tansu Çiller büyük umutlarla DYP'nin başına geçti ve başbakan oldu. Ancak o da bu dile yeterince vakıf değildi. Bir süre Demirel'in mirası yetti ama ne zaman ki; A takımı adı altında, Valiler, Genel Müdürler, Emniyet Müdürleri, demokrat misyondan gelmeyen zevat DYP'ye doluştu, bu dil de unutuldu, devlet partisi görüntüsüne büründü. Mehmet Ağar'la bu iyice perçinlendi, koca DP mirası heba edildi. Bu boşluğu başlangıçta Tayyip Erdoğan doldurdu ve sonrasında o da kendi dilini oluşturmaya başladı. Soylu ve Cindoruk'un çabaları da maalesef yeterli olmadı, merkez sağın kucaklayıcı dili de unutuldu gitti. Sonra gelenler de zaten bu dili hiç bilmiyorlardı.
Şimdilerde halk, öfke dilinden, ayrıştırıcı dilden bıkmış, merkez sağın kucaklayıcı diline özlem içinde. Aslında bu dil mevcut siyasiler içinde en fazla İlhan Kesici'ye yakışıyor. Meral Akşener'in çıkışları da halkta karşılığını bulmuş gibi. Ümit Özdağ da yeni parti kurulacağını ve merkez sağ çizgide olacağını duyurdu. Ancak merkez sağ parti kurmak, kuruyorum demekle olmuyor. Kadroları, insan kaynakları, vizyonu, misyonu, programı, tüzüğü, dili ve söylemleriyle buram, buram halk kokmalıdır, Menderes ve Demirel'den esintiler taşımalıdır. Milliyetçiliği ayrıştırıcı değil bütünleştirici olmalıdır. Hürriyet, adalet, eşitlik ve demokrasi anlayışı sağlam temellere dayanmalı, Cumhuriyetçiliği tartışmasız olmalıdır. Bu ülkenin tüm yurttaşlarının kederde, kıvançta, tasada bir ve bütün olarak milli şuur ve ülküler etrafında kenetlenmesini sağlayacak bir anlayışa sahip olmalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek için know-how gerekir, merkez sağ kültürü, demokratlığın özümsenmiş olması gerekir. Sadece programını yazmak bile bu kültüre sahip olmayı gerektirir, yoksa akademik bir tezden öteye gidemezsiniz. Hepsinin başında "ülkücü irade" sözünü bırakıp "milli irade" den söz etmelisiniz. Yoksa partiyi kurarsınız ama MHP taklidi olmaktan öteye gidemez, güdük kalırsınız. İktidar olabilmenin birinci şartı merkez sağ siyaset diline sahip olabilmek ve onun kucaklayıcı şemsiyesi altında el ele verebilmektir.
Demokrat Parti bugün için iyi yönetilemiyor olabilir. Güdük kalmış ya da bırakılmış da olabilir. Ancak kadrolarında her kademede, aranan know-how a, kültüre, zihniyete sahip, kafası çalışan, öngörüsü olan, fikir üretebilen, okuyan, yazan, sözünü dinletmesini bilen, halkta itibarı ve karşılığı olan yüzlerce mensubu vardır. Siz sosyal medya klavyeşörlerinin kopardığı kuru gürültüye bakmayın, asıl cevherler bu halkın içindedir. Onların sesine kulak verin ne demek istediğimizi o zaman daha iyi anlarsınız.
Ülkemiz, Devletimiz, milletimiz için hayırlara vesile olur inşallah. Kalın sağlıcakla.

NACİ AKIN

19 Temmuz 2017 Çarşamba | 840 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

57. ALAY'A 103. YILINDA VEFA
GÜNDEM
Çanakkale Kara Savaşları'nın 103. yılı dolayısıyla Manisa'da "57. Alay Vefa Yürüyüşü" gerçekleştirildi
25.4.2018

73

MTSO VE MTB ORTAK MECLİS TOPLANTISI YAPACAK
GÜNDEM
Son seçiminde güven tazeleyen Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin galibi olup başkanlık koltuğunu alan Mehmet Yılmaz'ı ziyaret etti
25.4.2018

62

İSTİFALAR İÇİN SON GÜN BUGÜN
GÜNDEM
Türkiye 24 Haziran 2018 Pazar günü cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçmek üzere sandığa gidecek. Aday adayı olmak isteyen kamu görevlileri ise, görevlerinden istifa etmek zorunda
25.4.2018

126

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks