20 Ocak 2018 Cumartesi - 08:26:44

SON DAKİKA

DÜZTABANLAR POLİS OLAMAZ! -2-

YAVUZ ELBİRLER

15 Ağustos 2016 Pazartesi | 471 Okunma
ALLAH'IN ŞAŞKINI!
İleri geçmek istedim, sol kolunu açarak gitmemi önledi. Şaşırdım,
- Haydaaa! Biz hocaya yardıma geliyoruz, onun yaptığına bak! Diye içimden geçirdim.
Açık kapıyı biraz kapatır gibi yaptı. Kapı arkasında duran bir çift iskarpin ayakkabıyı gösterdi;
- Şunları ayağına bir giysene, bakalım nasıl olacak? Dedi.
- Biz neye geliyoruz, hoca nelerle uğraşıyor! Diye düşündüm.
Bir an önce şu yazılıları okuyup bitirsek olmaz mı sanki? Neyse, muhakkak bir bildiği vardır! Öğretmen olmak kolay mı? Şimdilik dediklerini yapalım bakalım da…
Ayakkabıları ayağıma giydim. Sanki benim ayaklarım için yapılmıştı. Fıkka gibi uydu…
"Nasıl oldu ayağına?" diye sordu.
"Çok güzel oldu hocam," dedim.
"Sıkan bir yeri var mı?" dedi.
"Yok hocam, çok güzel oldu!" dedim.
Orada duran bir gazete kâğıdını aldı, bana uzattı.
"Şu çıkardığın ayakkabıları da bununla sararsın," dedi.
"Tamam hocam," dedim.
Ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştım.
- İyi o zaman, gidebilirsin! Dedi.
Kafam karışmaya başlamıştı.
Hani yazılı kâğıtları okuyup not verecektik! Niye çağırdın beni o halde?
Bu öğretmenleri anlamak da amma zormuş ya!..
"Kendisi bilir," dedim içimden. "Biz insanlık olsun diye geldik…"
Ayakkabıları çıkarmak için hamle yaptım.
"Ne yapıyorsun? Çıkartma!" dedi.
"Hocam gideceğim de, öyle söylediniz ya," dedim.
"Tamam, gidebilirsin. Bu ayakkabılar senin oldu artık!" dedi.
"Öyle olur mu hocam? Bunlar sizin ayakkabılarınız," dedim.
"Ben de çok var. Bunları zaten giymiyordum. Bari bir işe yarasın!" dedi.
Baktım, orada üç çift ayakkabı daha vardı.
"Tamam, fazla uzatma canım!" dedi, "Çok işim var. Güle güle,"
Beni, bir bakıma zorla kapı dışarı etmişti… Kapıyı kapadı. Kapı dışında öylece kala kaldım!
Bir tane de olsa yazılı kağıdı okuyabilseydim!..
Pazartesi günü, okula bu ayakkabıları giyerek gitmiştim. Hiç unutmam, topuklarındaki demir ökçe, beton zeminde, ben yürüdükçe ‘çın çın' ötüyordu. Arkamdan nasıl bakıyorlardı, kim bilir? Asla dönüp de geriye bakmadım; alan var, alamayan var! Canı çekip bakanların, üzülmesine hiç dayanamam!
Kolej'de, devlet baba ayakkabı veresiye kadar hep bunları giydim…
Kendiliğinden gelen ayakkabılar ne çok işime yaramıştı be! Yepyeni sayılacak ayakkabılardı. Bu öğretmende biraz saflık olabilir miydi acaba? Varsın isterse saf olsun, bana ilaç gibi gelmişti. Bak, şimdi mülakata giderken de o ayakkabılar ayağımdaydı… Allah'ın şaşkını işte!
OTOGAR OTELİ
Ankara eski otogarında, otobüsten indiğimizde, sudan çıkmış balık gibiydim. Ne kadar çok araba, insan vardı. Okulun yerini de bilmiyordum. Ne tarafa gideceğimi nasıl bilecektim? Önüme denk gelen insanlara sormaya başladım. Kim ne tarafı gösterirse o tarafa epey bir gidiyor, sonra tekrar soruyordum. Yanlış yönlere gittiğimi anladığımda korkmaya başladım. Kim kime, dum dumaydı! Okulu bulamasam da, otogarı, geri dönerek bulabiliyordum. Korkunun yanında, çaresizlik de içimi sarmaya başlamıştı. Ağlamak istiyordum, o da olmuyordu. Tıkanıp kalmıştım!.. Birden aklıma, Karaman'da bakkal dükkânımıza uğrayan, polis Gönül abi geldi. En sağlam insanlar polisler olmalıydı. Gideceğim yer de Polis Koleji olduğuna göre, onların yanlış bilmesi imkânsızdı… Kendi kendime, bunu neden daha önce akıl edemedim diye de kızdım!
Polis Kolejinin yerini, önüme gelen polis abilere, sora sora, Anıttepe'ye kadar geldim, En çok zorluğu, bir yolu karşıdan karşıya geçmem gerektiğinde çektim. Ne kadar çok araba vardı? Ne kadar da hızlı geliyorlardı?
"Gözünü sevdiğimin Karaman'ı böyle mi ya!" diye içimden geçmişti. Sokağımızdan bir günde, belki bir araba geçerdi, hadi bilemedin üç beş olsun!. O da, her taraf çukur dolu olduğundan, hem yavaş, hem de sağa sola, yılan gibi kıvrıla kıvrıla giderdi. Bunlar; bir taraftan gelirken, diğer taraftan da gidiyorlardı. Yılan sürüsü gibiydiler…
"Gözünü sevdiğimin çukurları! Açacaksın üç-beş çukur, bak bakalım böyle gidebilirler mi? Bir de, yoldaki çukurlara kızarlar! Arabası olanlar zengin ya! Ne bilsinler bizim halimizi?" diye aklımdan geçip gitmişti.
Mülakata iki gün vardı. Ankara yatılı öğretmen okulu imtihanlarını da kazanmıştım. Oraya kayıt için de, yarın son gündü. Ne yapacağıma bir türlü karar verememiştim.
Ertesi gün mülakatın saat kaçta başlayacağını ve nerede yapılacağını öğrendim. Yürüyerek tekrar otogara döndüm. Yol aslında basitti; otogardan çıkıp sağ taraftan gittin mi Tandoğan kavşağına varıyordun. Oradan da Allah'ın izniyle karşıya geçip, sol taraftan direk gittin mi, sonunda varıyordun. Kafama haritasını çizmek kolay olmuş, Kendime güvenim artmıştı. Büyükler aralarında konuşurken bazen; "sora sora Mekke bulunur," derler. Ne kadar da doğruymuş! Öğretmen okulunu da aynı şekilde bulurdum. Hele bir şu geceyi geçireyim de…
Akşam olunca, oradaki yolcuların beklerken oturdukları kanepelerden birinin üzerinde uyuyup, sabahladım. Uyurken ceketimi üzerimden hiç çıkartmadım. Ne olur ne olmazdı!.. Hırsızı olur, uğursuzu olur… Neme lazım…
Sabah uyanınca, hemen bir tane çarşı ekmeği alıp, yemeye başladım. Pamuk gibiydi, bembeyaz içi vardı. Evimizde hep ‘mayalı' ekmek veya ‘şebit' ekmek dediğimiz, dürüm ekmeğinin incesinden açılmışını, anamız yapar, bizler yerdik. Çarşı ekmeği dediğimiz somun ekmeği alanlara hem acır, hem de imrenirdik! Acımamızın sebebi, alırken bir sürü para vermeleriydi. İmrenmemizse, alacak gücümüzün az olmasındandı, bize pahalı gelirdi…
Ekmeğimi yerken bana bakanlar olduğunu fark etsem de, aldırış etmedim… Ancak bana yeterdi!.. Zaten isteyen de olmamıştı…
Karnımı bir güzel doyurduktan sonra, tekrar otogardan çıktım. Yine Kolej tarafına gittiğim yoldan adımlamaya başladım. Artık kafamı kullanıyordum. Bir yanlışlık olsa bile, bildiğim yoldu. Otogarı bulması kolaydı. Önüme ilk gelen polise, öğretmen okuluna nasıl gideceğimi sordum. Şans gülmeye başlamıştı, fazla uzakta değildi. Bulmakta hiç zorlanmadım. Kendi kendimle gururlandığım bile olmuştu;
"Oğlum sen Ankara profesörü oldun!.. Maşallah bulamayacağın yer yok artık! Ne akıl küpüsün be!.."
Şimdi hatırlamakta zorlanıyorum da, bir yazı asmışlar, onu okumuştum. Duyuru yazısı. Okulun dış giriş kapısında mıydı, yoksa içerdeki kapının birinin camında mı?… O kısım, koptuğunda parçası eksilen, eski filim makaralarındaki şeritler gibi olmuş. Kaybolmuş. Ama yazıyı çok iyi hatırlıyorum. Kesin kayıt tarihleri ile birlikte, getirilecek zorunlu belgeler sıralanmıştı. Bunlardan biri de, nüfus cüzdanının aslıydı… Bir bocalamanın içine düştüm; buraya nüfus cüzdanını verecek olsam, yarın ki kolej mülakatında da istiyorlardı… Ayrıca kayıt için ‘veli' de gerekiyordu. Ben yalnız gelmiştim.
"Boş ver bu okulu," dedim. "Koleje git. Kazanamazsan, doğru Tunceli Yatılı Sanat Okulu'na gidersin!"
Binanın içine bile girmeden, geri döndüm. Geleceğimiz, okumak üzerine olacaktı da, artık hangi okul olacağı tamamen şanstı. Öğretmen olamayacağımın, farkında bile olmadan kararını vermiştim!
O günü ve gecesini yine otogarda geçirdim.
Sabah karnımı doyururken, ekmeğin yanında, parama acımadım, bir tane de üçgen eritme peyniri aldım. Her lokmada azar azar ıstırarak, ekmekle beraber bitirdim.
Bu konuda uzman olmuştum zaten. Evde kardeşlerimle yarışa girerdik; bir zeytin tanesini kaç lokma ekmekle yiyeceksin! Hep ben kazanırdım; bir zeytini, tam beş lokma ekmekle yiyerek! Onlar beceremezlerdi…
Otogardan çıktım, Koleje, yürüyerek gittim. Hiç tanıdığım yoktu ve mülakatın ne olduğunu da bilmiyordum. Mülakatların bir kaç gün süreceği söyleniyordu...

YAVUZ ELBİRLER

15 Ağustos 2016 Pazartesi | 471 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

LİDER BOMBA GİBİ GELİYOR
GÜNDEM
Spor Toto 3.Lig 1.Grup'ta açık ara liderliğini sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyespor yarın oynanacak Yomraspor maçına kitlendi.
19.1.2018

66

KANUNLARA UYMAYAN İŞYERLERİNE CEZA YAĞDI
GÜNDEM
Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü 2018 yılının ilk İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı yapıldı
19.1.2018

52

CHP'Lİ BALABAN SARIGÖL'DE KONUŞTU
SIYASET
Manisa'nın Sarıgöl ilçesini ziyaret eden CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, teşkilatıyla bir araya gelerek seçim çalışmalarına başladı.
19.1.2018

49

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks