21 Ocak 2018 Pazar - 11:30:34

SON DAKİKA

HACI SÜLEYMAN EFENDİ (BİLGEN)

YAVUZ ELBİRLER

31 Ekim 2017 Salı | 256 Okunma


"Nazilli'de İzmir Meb'us-u Muhteremi Hacı Süleyman Efendiye Namzetlikten sarf-ı nazar buyurmaklığınızı kaydettik. Siz, bizim her zaman ve vaziyette samimi bir mefkure arkadaşımızsınız. Afiyetinizi temenni ederim efendim.''

Gazi Mustafa Kemal

Hacı Süleyman Efendi, 1855'te Nazilli'de doğdu.

Babası, Müftü Hocazâde Halil Efendi'dir. İlk ve orta öğrenimini Nazilli'de gördü. Yüksek öğrenimi için gittiği İstanbul' da, 1880 yılında üstün başarı ile, Nur-u Osmanî Medresesi'nden mezun oldu.

Batıdaki fikri gelişmeleri izlemek, öğrenmek arzusu ile öğrenimi esnasında vakıf olduğu Arapça ve Farsça' nın yanında Rumca ve Fransızca' yı da en ciddi eserleri tercüme edecek seviyede öğrenir.

İstanbul'dan Nazilli'ye dönen Hacı Süleyman efendi, burada bir süre İlmi çalışmalar ve dedesinin getirttiği su işleriyle iştigal eder.
  1. Meşrutiyet'in ilânı (23 Temmuz 1908) üzerine, İstanbul'da Aydın Mebusu görev alır.


Hacı Süleyman Efendi, geleneksel toplum düzenini değiştirilebileceği, sosyal gelişimle ekonomik yönden de kalkınmanın mümkün olabileceğini düşünmektedir. Bu düşüncesi istikametin de, II. Meşrutiyet Meclisine ekonomik ve sosyal içerikli önergeler verir.

Türkiye'de geleneksel düzenin bozulmasına karşı çıkan tutucu, yobaz ve düzenden nemalananlar,. önergeleri reddederler. Bu duruma üzülen ve gocunan Hacı Süleyman Efendi de istifa eder, İstifasını kabul edilmez ise de izinli sayılır.

Döndüğü, Aydın-Nazilli'den istifasını gönderip ilmi çalışmalarına ağırlık verir..

.

15 Mayıs 1919'da Yunan, İzmir'İ işgal ettiğin de, halkı, Milli Mücadele lehinde bilinçlendirmek üzere faaliyete geçer.. Öz oğlunu rehine vererek, Demirci Mehmet Efe'yi Milli Müdafaa saflarına katar.

Nazilli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurarak, Nazilli Heyet-i Millîyesi' ni toplar.

Sivas Kongresi'ne katılır ve burada Mustafa Kemal Paşa ile görüşür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da toplanması kararlaştırılınca, Hacı Süleyman Efendi, İzmir Milletvekilliğine seçilir.

Mecliste Şer'iye, Maarif ve Defter-i Hakani Encümenleri'nde görev alır.

Rauf Orbay tarafından, Şer'iye ve Evkaf Vekaleti de teklif edilmiş ise de bakanlık görevini kabul etmez.

Mecliste öylesine önerileri olmuştur ki, aradan geçen bunca yıla rağmen güncelliklerini korumaktadırlar.

Öğretmenlerin maaşlarının aksatılmadan ödenmesi ile ilgili önergesi nedeniyle, Meclisin 22 Mayıs 1920 günlü oturumunda kürsüye şunları söylemiştir..

"Muhterem arkadaşlar! Bendeniz İzmir Meb'usu Hacı Süleyman… Kendimi, yalnız size tanıttırmak için gelmedim. Üzerime bir takım görevler alarak geldim. Meb'usluk gibi önemli, zor ve sorumluluğu gerektiren bu göreve de halk tarafından seçildim. Bu, bana karşı duyulan güvenin büyük bir kanıtı olduğu için kıvanç duyuyorum. Gerçekte milletvekilliğinin gerektirdiği yeterli bilgilere sahip değilim (Estağfirullah sesleri) Ben, milleti temsil sorumluluğunun vebalini taşıyamıyacağımı da bilirim. Fakat, şahsıma gösterilen yakınlığa karşı ister istemez kabul etmek zorunda kaldım.

Seçim bölgem halkı beni seçtikleri vakit bir takım tekliflerde bulundular. Yeri düştükçe ve sırası geldikçe yüksek kurulunuza arz edeceğim konulardan biri de milli eğitim ve öğretim konusudur. Bugünkü önergemde okunan konuyu açıklayayım:

Bir vakitler ilkokulları elele vererek idare ettik; bir takım gelirler bulduk. Öğretmenlerin maaşları aksamadan ödendi. Şimdi "Muhasebe-i Hususiye" diye bir şey çıkardılar. Meğer adam kayırmak içinmiş. Biz aldandık; kendi gelirimizi de verdik. Gitgide bunlar maaş veremez oldular. İzmir'den, Aydın'dan, uzak yerlerden beldemize gelen birtakım hanım ve bay öğretmenlerin maaşları verilemedi. Üç dört ay, hatta altı ay maaş alamadılar, Halk galeyana geldi:

"Parlak günlerimizin başlangıcı olan Büyük Meclis açıldığı gün "Muhasebe-i Hususiye'nin kaldırılması için teklifte bulun…"

Dediler. Millet artık mukadderatını eline aldı. İlim, İrfan, İlerleme zamanı, uzun yıllardan beri arzu olunan mutluluk günleri geldi. Kutlu olsun. 1908 Devriminden sonra milli eğitimden, özellikle ilkokullardan işe başlayacaktık, bilemedik, hata ettik. Biz ne zaman dinimizi, dünyamızı, hükümetimizi, her şeyimizi muhafaza eden köylülerin karşılıklı haklarını koruyarak onların köylerinde ilkokullar açarsak ileri gitmek için o vakit ilk adımı atmış oluruz.

Eğitim düzeni olmayan bir milletin medeni düzeni de olmaz. Bu eşkiyalıkların, rezaletlerin ve alçaklıkların nedeni hep cehalettir. İnsanın yaradılışı saldırı, kavga ve mücadele üzerine kuruludur. İnsanları bu ilkel kanundan vazgeçirmek için kesin ve gerçek bir etken olmak gerekir; bu da eğitimle olur.

Tarih, pusulasını şaşırmış ulusların çöküş ve batışını gösteriyor. Bilim adamları diyor ki: "Milletleri kötü sonuçlara götüren fikirlerdir…" (Bu bakımdan) insanlar eğitilmedikçe hiçbir işe yaramazlar. Bugün köylerde ufak ufak okul yapmak şehirlerde büyük büyük cami yapmaktan daha hayırlıdır. (Bravo sesleri, alkışlar).

Terbiye-i irade adlı kitaptan müsaadenizle birşey nakledeceğim. Orda diyor ki: "Binaların damlarını değil, fikirleri ve ruhları yükseltmelidir". Bir hükümete en büyük hizmeti yapanlar; debdebeli, geniş, muhteşem saraylarda gizlenen rezil şerirler ve köylülerin cehaletinden faydalanarak onları daima kahreden ve sömüren rezil ağalar değil, fakir kulübelerinde oturan o yüksek ruhlu köylülerdir.

Köylerde yalnız erkekler için değil, birer de kızlar için okul açmak gerekir. Erkeklerin okuması ne kadar gerekli ise kızların okuması da o oranda önemli, hatta çok daha önemlidir. Çünkü 7-8, 10 yaşına kadar bir çocuk ana kucağında terbiye gördüğü için kadınların ilimle, kültürle zinetlenmesi daha değerlidir. Çünkü bir milletin en büyük mutluluğunu, en önemli bahtiyarlığını kadınlar teşkil eder. Yalnız benim nazarımda değil, gerçekte de kadın, kutsal bir yaradılış âbidesidir. Onu her vakit en latif duygularla bezenmiş görmek ne tatlı bir şereftir. Kadın, öyle bilirim ki insan hayatının en merhametli ve şefkatli bir temelidir. Onun için Allah süslenme hakkını erkeklere tercihan kadınlara bahşetmiştir.

Kadınları yüksek mertebede bulunan bir milletin sırtı hiçbir zaman yere gelmez. Bu durumda olan bir ulus dünyanın en soylu bir ulusudur. Kadın kadınlığını, yüksek erdemliğini, anneliğini, zevceliğini bilirse o vakit sosyal düzenimizdeki ilerleme en yüksek noktasını bulur. O zorba erkekler ki kadınların sahip oldukları hakları hiçe sayarlar. Onlar milletin geleceğini değil, içinde bulundukları sosyal durumu bile bilmiyenlerdir…

Hülasa Devlet ve Milletin mutluluğa ulaşması kültür derecesine bağlıdır. Kültür, yol gösterici, uyarıcı ve kurtuluş yoludur. Biz onunla hareketimizi tayin edebiliriz.

Böyle bir olağanüstü dönemde, böyle bir hayret verici yüzyılda her ulus kuvvetin, ilerlemenin nimetlerinden faydalandığı bir sırada bizim ondan yoksun bir halde kalmamıza İslamiyet adına teessüfler olunur. Yalnız, müsaadenizle bir şey arzedeceğim; vaktim kalmadı, ağzım kurudu. Arslan yatağında oturmanın, uyumanın tehlikeli bir şey olduğunu düşmanlara göstermek zamanı nasıl geldiyse, köylülerin mutluluğuna hizmet etmek, okullarına bakmak zamanı da öylece geldiğini en sıcak, en içten bir dille arzederek sözümü kesiyorum" (Alkışlar) (10).

Hacı Süleyman Efendi, 4 Ekim 1920 günü yine Meclis kürsüsündedir.Bu kez de "İlkokulların Mahalli Ahaliye Terki" hakkında bir kanun tasarısı hazırlamıştır (11). Bu münasebetle konuşmaktadır. O, günümüze de ışık tutacak konuşmasında şöyle diyordu:

"…Her belde, her köy, ilköğretim hususunda yönetimi eline almalıdır. Bu ana değin özel idareler tarafından zorla alınan meşru haklarını köylü geri aldığı gün, ilerlemek ve yükselmek için ilk adımını atmış olacaktır. Hükümetin de kendilerinden arzu ettiği istifade ve menfaat kapıları, bir daha kapanmamak şartıyle açılmış olacaktır. Köylülerin kaderini; tembellikleri ve yaptığı yanlışlıkları yakından bilinen üç beş kişinin idaresine bırakmak, zannederim, cehaleti büsbütün yaymaktan başka bir şey değildir. Hele köylüden; çocuklarını okutacağız diye eğitim payı ve eğitimle ilgili zorunlu masraflar adı altında para alıp da aynı para ile yüksek okullarda zenginlerin, ileri gelenlerin vükelâ çocuklarının okutulması kadar açık bir aldatmacılığın, sarih bir zulmün ve istibdadın, elle tutulur bir eşitsizliğin- bunca sıkıştırmaya ve haram kılmaya rağmen- bizden başka ulusların birinde benzerini bu dünya aynasından göremiyorum (Yaşa hocam, bravo sesleri).

Her türlü mutluluk dinden, o da eğitimden doğar. İlim ve irfan yolunda dindar bir adamın dünya ve ahireti mamurdur. Çünkü din, günlük hayatta bir hareket hattı, ikbalde bir koruyucu, felakette bir teselli, meşakkat zamanında yardımcı, tehlikeye karşı melce, kederli günlerde dayanak ve güvenilir bir sığınaktır.

Cehalet yüzünden dinini kaybeden adamlar dünyalarından da, ahiretlerinden de olurlar. Çünkü insan duygusu, dinden koptuğu zaman kalp, her türlü insanlık meziyetlerinden uzaklaşır ve faziletlerinin temeli yıkılır. Vazifeseverlik, iffet, şefkat, muhabbet, kardeşlik, adalet, yardım, merhamet ve insaf gibi güzel duygular namına kalbinde, dimağında ne varsa hepsi birer birer çekilir. Kalp sahası bomboş, tamtakır kalır.

Her mesele tabii burada açıklanamaz. Pek çok mesele vardır ki burada açıklamak, hatta gazeteye geçirmek istiyorum.

Biz madem ki halka doğru gidiyoruz, halkın duygularını okşayalım. Halkın bize bağlantısı azalmıştır. Halktan aldığımız paranın hiç olmazsa bir parçasını onlara harcayarak din ve kutsal görevlerinin yapılmasına çalışalım. Böylece, hükümetle halk arasındaki hukukun birazına olsun yer vermiş olalım.

Hülasa, kötü ahlâk gibi bir piç doğuran ve hasis çıkarlar uğrunda baş tacı olan insanlığı ayak altında ezen ve sonra da köpek leşi gibi yokluk çukuruna atan mundar ve kokuşmuş yedi kafalı cehaleti; yurdumuzun en ufak köylerinde bile bir daha dirilmeyecek derecede öldürmedikçe bu dünyada var olmamız mümkün değildir (Bravo sesleri ve alkışlar).

Bugün acı çeken insanlığa çare bulacak biricik etken, cehaletin yok edilmesine, bilimin doğmasına, ahlakın yayılmasına bağlı bulunan sebepleri meydana getirmektir. Aydınlık ve ruha kuvvet veren bir geleceği sağlamak için insanlar buna çalışmalıdır. Elbirliği ile bunu başardığımızı görmek benim için ilk amaç ise son sözümdür''

Hacı Süleyman Efendi'nin "İlkokulların Mahalli Ahaliye Terki" hakkındaki kanun tasarısı, özellikle kendisi gibi hoca milletvekillerinin karşı çıkışı ve o dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Rıza Nur'un da desteği ile kanunlaşamaz.

Hacı Süleyman Efendi, Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni seçimlere gidilmek üzere fesih kararı alınca yine Nazilli'ye döner. Ülkesi için faydalı gördüğü kanunları Meclisten geçirmemenin üzüntüsü içinde ikinci dönem için adaylığını koymaz.

Hacı Süleyman Efendi'nin bu kararına çok üzülen Mustafa Kemal Paşa, 20 Mayıs 1923 tarihli telgrafıyla ondan adaylığını geri almaması ricasında bulunur.. Bu arada Mustafa Kemal Paşa anılan telgrafında Hacı Süleyman Efendi'ye "mefkure arkadaşımız'' diye hitap ederek onurlandırdığı bu din adamı, Cumhuriyetin ilanının gerekli olduğunu savunanlardandı. Ne yazık ki, fikri temelinde çok emeği olan eser'i (Cumhuriyeti) göremeden, ilânından 24 gün önce, 5 Ekim 1923 günü bir kaza sonucu 68 yaşında Hakk' a yürüdü.

Allah razı olsun.

Selam ve Dua ile!..

 

YAVUZ ELBİRLER

31 Ekim 2017 Salı | 256 Okunma

Site'de Ara

Köşe Yazarları

  • Popüler

  • En Son

  • Yorumlar

LİDER BOMBA GİBİ GELİYOR
GÜNDEM
Spor Toto 3.Lig 1.Grup'ta açık ara liderliğini sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyespor yarın oynanacak Yomraspor maçına kitlendi.
19.1.2018

102

KANUNLARA UYMAYAN İŞYERLERİNE CEZA YAĞDI
GÜNDEM
Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü 2018 yılının ilk İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı yapıldı
19.1.2018

79

CHP'Lİ BALABAN SARIGÖL'DE KONUŞTU
SIYASET
Manisa'nın Sarıgöl ilçesini ziyaret eden CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, teşkilatıyla bir araya gelerek seçim çalışmalarına başladı.
19.1.2018

72

Content 2

Anket

Manisa Olay Gazetesi'nin yeni web sitesini beğendiniz mi?
Çok beğendim
Beğendim
Beğenmedim
Hiç beğenmedim
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi
manisa'da kavga
manisa seçim sonuçları
cengiz ergün
manisa haberleri
manisa büyükşehir belediyesi

Künye      Reklam      İletişim      Yasal Uyarılar     

© Copyright 2015 Manisa Olay Gazetesi
Metinleri ve görsellerin izinsiz kullanılması yasaktır.

Tasarım & Uygulama : LMD Networks